Nevşin Mengü: Fatih Altaylı kararıyla beraber bir merhale daha geçildi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Siyaset-basın ilişkileri ülkemizde çalkantılı, sıkıntılı. Bunlar alışık olduğumuz şeyler. Ancak bu çalkantılı durumun “idare edilebilir” olması önemli. Her gün başka bir merhale geçiliyor, durum tuhaflaşıyor ve işler ön görülebilir olmaktan iyice çıkıyor.

Ülkemizde basın ile siyaset arasında zamanla oturan, hayli tuhaf yazılı olmayan kurallar var. Bu kuralların sınırları yıllar içinde git gide katılaşıyor.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildiğinden beri Cumhurbaşkanı gazetecilere karşı hayli alıngan. Cumhurbaşkanı’na yönelik sert eleştirilerin daha önce de cezai yaptırıma tabii tutulduğunu gördük. Başlarda tutuklama tedbirine hiç başvurulmuyor, gazeteciler sadece sembolik olarak cezalandırılmakla, iktidar çevrelerince tahkir edilmekle yetiniliyordu. Sonra bu uygulama tutuklamaya döndü.

Altaylı’ya kadar yaygın uygulama, gazetecilerin tutuklanması ama hüküm açıklanınca yattığına sayılıp serbest bırakılmasıydı. Bir tür “ağzının payını aldı, yeterince korkutuldu, tamam artık evine gitsin” uygulaması vardı. Şimdi en son Fatih Altaylı kararı ile beraber bir merhale daha geçildi.

Nevşin Mengü’nün yazısı