Tayyip Erdoğan’ın iki ofisinde böcek bulunması üzerine (Aralık 2011) Başbakan’ın dolduruşa getirilmesi, 7 Şubat 2012’de MİT’çilerin savcı Sadrettin Sarıkaya tarafından ifadeye çağrılmasının ‘Başbakan tutuklanacaktı’ iddiasına dayanak yapılması, Erdoğan’ın giderek Hakan Fidan’ın kontrolü altına girmesi, Cemaat’le kavgaya tutuşturulması, arada bir güven bunalımı yaratılması, sonun başlangıcını teşkil ediyor.
Bence, o tarihlerde Erdoğan’a bir tuzak kuruldu. Başbakan yol arkadaşlarını değiştirdi; dar bir çevre içine hapsedildi.
Tabii, Ergenekon ve Balyoz operasyonlarıyla askeri vesayetin sona ermesi, Eylül 2010 referandumuyla Yüksek Yargı’daki ve HSYK’daki vesayetçi zihniyetin tasfiye edilmesi, bu gelişmeyle birlikte yaşanan özgüven patlaması, ‘Her şey benim kontrolümde’ inancı da bu noktalara gelinmesine yol açtı.