Nagehan Alçı: Hem Yalıkavak Marina'da keyif yapıyor, hem de Başbakan'dan nefret ediyorlar

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Türkiye’nin zenginleşmesini istemeyen zavallı bir patoloji bu kesimin yaşadığı. Türkiye’nin büyük devlet olmasını isteyen Mansimov da buna isyan ediyordu o masada. Ahmedov gibi milyar dolarlık dış yatırımcılar Türkiye’ye gelecek ki bu ülke daha da büyüsün ve gelişsin… Bu arada Rasim’in tüm Rus oligark dünyasını isim isim tanıması ve hepsinin hayat hikâyesini detaylarıyla bilmesine masadakiler kadar ben de şaşırdım.

Ertesi gece de bu yazın en gözde mekânı, Robert de Niro’nun ortağı olduğu Nobu’da karşılaştık. Uzun bir masada AB Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile oturuyordu. Meğer bakan ile Avrupa Parlamentosu günlerinden dostlukları varmış. Çavuşoğlu geniş çevresi ve iyi ilişkileri ile yeni dönemde Türkiye-AB ilişkilerine bir ivme kazandırabilir. Onu da Ahmedov’u Türkiye’ye yatırıma teşvik ederken buldum.

Ne tuhaf, diye geçirdim içimden… Önümde dünya markalarını bir araya getiren benzersiz Yalıkavak Marina. Bu büyük yatırımın önünü açan, hatta bizzat Mansimov’u teşvik eden Tayyip Erdoğan… Ancak buraya gelen ve keyif yapan Türklerin çoğu Başbakan’dan nefret ediyor. Hem bu olanakların keyfini sürüyor hem de etrafa ‘Türkiye geriye gidiyor’ propagandası yapıyorlar. Buraya yatırım yapmayı düşünen ünlü yabancı işadamlarına nasıl hep bir ağızdan ‘Türkiye bir diktatörlük oldu. Plajlarımızı bile ayırıyorlar. Kadın-erkek plajlarına zorluyorlar bizi’ diyerek onları vazgeçirmeye çalıştıklarına ben de şahit oldum…

Bu maalesef tedaviye muhtaç bir ruh hali. Bu gün sandıktan Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olarak çıkacak. Bence bu ruh haline de el atmalı. Bu kesime karşılıksız el uzatmalı. Ben bu şımarık delirme halini son derece itici ve bencil buluyorum ama belli ki göz ardı edildikçe depreşecek bir hastalık bu…

Nagehan Alçı’nın yazısı