İsrail, Ortadoğu’nun belalısı. Saldırganlığı katliamlarıyla kanıtlı. Üstelik Hitler’in soykırımcı saldırısına muhatap olmuş Yahudilerin yüz karası bir saldırganlık İsrail’inki. Soykırımı, siyonizminin gözü dönmüşlüğüyle artık kendisi uyguluyor. İsrail yüzünü gizlemeyi gereksiz sayan, maske takmayı fazla masraflı sayan bir kan içici. BM kararlarını da önemsemiyor.
Şimdi AKP de Filistin halkına yakınlık duyuyor görünüyor. Devrimci gençlerin emperyalizme ve siyonizme karşı Filistin davasının zaferi için savaşmaya gittikleri zaman da AKP’nin önceliği olan siyasal İslamcıların iddiası farklı değildi. Sevmeyip suçladıkları Amerikan emperyalizmiyle el ele vermiş İsrail siyonizmi değil, Yahudilerdi ve bugün de öyle. Haçlı savaşları dönemindeki gibi dinsel yakınlıklar hissedip düşmanlıklar güdüyor, Filistin davasını dinsel bir dava olarak anlıyor ve Filistin sorununa din savaşı mantığıyla yaklaşıyorlar. Ancak bu da sadece dillerinde olan. Bir de oğul Erbakan ve YRP’si gibi muhalefette olan siyasal İslamcıların söylemi böyle. Yoksa gerçekte “büyük patron” ABD’ye ve elde edecekleri maddi karşılıklara, parasal kazançlara değer biçiyorlar. Bu nedenle İsrail’le ticareti en çok sıkışıp tecrit olmaya yaklaştıkları zaman bile kesmediler. Hâlâ üçüncü ülkeler üzerinden ticaret gibi dolaylı yollardan ve “Filistin’le ticaret” iddiası türü hilelerle sürdürüyorlar.
HAMAS’la AKP, aynı Müslüman Kardeşler örgütlenmesinin farklı ülkelerdeki kolları. İdeolojik yakınlıkları tartışmasız ve bu nedenle Erdoğan HAMAS’ı Kuvayımilliye’yle özdeş sayıyor. Ancak Kuvayımilliye’ye herhangi türden dostluk hissi beslemediği gibi, HAMAS’a da devrimci gençlerinki gibi gerçek bir destek sunmuyor. İsrail’e savaş malzemesi olarak da kullanılabilecek ürünler ihraç etmekten geri durmazken ne Filistin ne de Filistin’le özdeşleştirdiği HAMAS’a lafın ötesinde ciddiye alınabilir bir destekte bulunuyor. İsrail’le gerçek bir karşıtlık içinde olmayışlarının başlıca nedeni, Amerikan yandaşlığındaki beraberlikleri ve İsrail’le düşman görünen dostluklarının maddi getirilerine değer veren pragmatizmlerini de üreten kapitalist nitelikleridir. Görünüş ne olursa olsun, İsrail ırkçılığıyla dinci Türk milliyetçiliği ya da Türk-İslam sentezciliği çıkar farklılıklarıyla tekelci kapitalizm ve büyük Amerikan patronun “etrafından” olma ortak zemininde “gül gibi” olmasa bile, geçinip gidiyorlar.