Mustafa Erdemol: Sağcı ikiyüzlülüğü diye bir olgu var

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bu zihniyet mensuplarının sorumlusu oldukları gelişmelerin dışındaymışlar gibi ahkam kesmeleri, değerlendirmeler yapmaları yok mu, iğreniyor insan. Polonya’nın sağcı Başbakanı Donald Tusk’ın İspanyol El Pais gazetesinde yer alan röportajını okuyunca hissettiğim duygu tek kelimeyle “iğrenmek” oldu.

Avrupa Birliği ülkelerinin en tutucusu, en gericisi olan ülkesinin oynadığı uğursuz rolden hiç söz etmeden ‘İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana en kritik anda’ olduğunu iddia ettiği Avrupa’nın “savaş öncesi döneme” girdiğini belirterek savaş çığlıkları atıyor sağcı Başbakan. Böylesine tehlikeli bir durum var madem, yapılması gerekenin ne olduğunu da söylüyor tabii: “Ukrayna’yı korumaya daha fazla önem vermeliyiz”.

Öyle bir felaket tellalı ki, “şu anda en endişe verici olan, kelimenin tam anlamıyla her türlü senaryonun mümkün olmasıdır” diyor. 1945’ten bu yana böyle bir durumla karşılaşılmadığını da ekleyerek. Devam ediyor: “Özellikle genç nesil için kulağa yıkıcı geldiğini biliyorum ama zihinsel olarak yeni bir döneme alışmamız gerekiyor. Savaş öncesi bir dönemdeyiz. Abartmıyorum. Bu durum her geçen gün daha da belirginleşiyor”.

Önümüzdeki iki yıl her şeyi belirleyecek Tusk’a göre. Eğer Ukrayna’yı yeterli ekipmanla mühimmatla desteklemezler de Ukrayna kaybederse, Avrupa’da hiç kimse kendini güvende hissedemeyecek. Öyle diyor.

Avrupa’da, Avrupalıların yol açacağı bir savaşın olma ihtimali ebette yüksek. Emperyalist/kapitalist sistem sorunlarını savaşla çözmeye alışıktır. İki büyük savaşı, irili ufaklı binlerce bölgesel savaşı bu nedenle çıkarttılar. Tusk’ın bunları söylemesi değil sinir bozucu olan. Savaşı kimin istediği, çıkarsa kimlerin işine yaracağı konusuna hiç girmemesi tatsız. Ülkesinin bir savaş kışkırtcısı konumunda olduğundan hiç söz etmemesi, Avrupa Birliği içinde Hıristiyanlığın Birlik’in anayasası olması gerektiğini savunacak kadar “bölücü/ayrımcı olduğunu dile getirmemesi öfke uyandırıyor. Savaşı önlemek için savaşı önermek ancak bir budalanın işi olabilir.

Mustafa Erdemol’un yazısı