Cumhurbaşkanlığı seçimlerine tamamen politik bakıp, 24 Ağustos için değil 25 Ağustos için çalışmak da bir siyasi faaliyettir. Ancak 25 Ağustos sabahı nasıl bir Türkiye’ye uyanacağımızı hesaplamamak en hafif anlatımla aymazlıktır. Elbette 24 Ağustos’ta çıkacak en olumsuz sonuç bile dünyanın sonu değildir. O koşullarda bile daha iyi bir Türkiye için ne yapılabilir sorusuna yanıt aramak gerekir. O sorunun ilk zemini 2015’teki genel seçimlerdir.
Ülkesini seven bir yurttaş, bir köşe yazarı, bir milletvekili olarak benim bu bağlamda önüme koyduğum hedef şudur:
Cumhuriyet’in 100. yılı Cumhuriyet’i kuran felsefenindir. 100. yılda bu düşüncede olanlar iktidarda olmalıdır. Kalbimizle değil, beynimizle düşünmeliyiz. Sandığa duygularımızı, hayallerimizi, ideallerimizi atmayacağız…
Bugünkü koşullarda Türkiye’yi aydınlığa çıkarmanın ilk adımı ne olabilir, sorusuna verdiğimiz yanıtı sandığa atacağız. Bu köprüyü geçmek zorundayız. Varsın AKP diktatörlük kursun, bana ne, diyorsan… Yönün köprü değil, uçurumdur!