Murat Sabuncu: Özel 1 Mayıs'ı iyi yönetemedi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Müzakere konusunda iktidara alan açan Özgür Özel, mücadele konusunda umut vermedi. Tüm emekçilere “Saraçhane’de buluşma, oradan Taksim’e yürüme çağrısı yapan” Özel, polis barikatının orada durup iktidara haklı ama bilinen eleştirileri sıralayıp (onu Ankara’da da yapabilirdi) alandan ayrıldı.

“Ne yapsaydı, yani gerginlik mi çıkarsaydı?” diye sorulabilir. İşte buradan sonrası ‘yaratıcı siyasete’ giriyor. Önce şu tespiti yapayım. Bir lider “Düşün arkama, Taksim’e gidiyoruz” dedikten sonra Saraçhane’de duruyorsa, bir daha “Düşün arkama” dediğinde kitle iki kere düşünür. Üstelik bu Özel’in ilk ‘freni’ değil. 8 Kasım 2023’te Can Atalay ile ilgili Anayasa Mahkemesi kararına Yargıtay’ın uymaması üzerine şöyle söylemişti:

“Tüm halkımızı bu darbe girişimine karşı direnmeye davet ediyoruz. Örgütümüzden, sivil toplumdan, meslek örgütlerinden gelecek her reaksiyonu sonuna kadar destekliyoruz. Türkiye Barolar Birliği’nin yarınki olağanüstü toplantısını önemsiyoruz, girişimlerini destekliyoruz. Bundan sonra onların, sivil toplumun, meslek örgütlerinin yanındayız. Önlerinde olmamız gerektiğinde önlerinde olacağız. Onların direnişine karşı, halkın mücadelesine karşı hem birer nefer olarak CHP’nin tüm milletvekilleri, tüm üyeleri olmaları gereken her yerde olacaklardır. Sokaklarda, meydanlarda direneceğiz, bu hukuksuzluğa teslim olmayacağız. Mücadelemiz büyük bir dirençle başlayacak ve sürecektir. Ne tek adama ne onun ittifak ortaklarına ne de Anayasa’ya darbeye cüret edenlere teslim olmayacağız.”

Bunun gereği yapıldı mı? Hayır. Bu arada Saraçhane’den öteye geçilmeyeceği tahmin ediliyor, biliniyorsa Saraçhane’de elbette barışçıl ama yaratıcı bir gösteri yapılamaz mıydı? Esas soru. Çağırdığın kitle son kişiye kadar alandan ayrılmadan, konuşmanı yapıp gitmek doğru bir hareket midir? Özel’in Saraçhane’de ortaya çıkardığı duruşla ilgili görüşüne başvurduğum bir kıdemli siyasetçi, sosyal demokrat önemli bir siyasetçinin bir cümlesini hatırlattı: Zayıf tükürük sakal ıslatır…

Bu arada…Özel’in yanında beraber yürüyen Ekrem İmamoğlu için Saraçhane önemli bir yerdir. Orada haksızlıklar duvara çarpmıştır. Ama dün itibariyle Anayasal bir hakkın, barışçıl gösteri-yürüyüş hakkının duvara çarptığı yer haline de gelmiştir. İmamoğlu da dün verdiği fotoğrafla her zamanki çizgisinin dışında bir görüntü vermiştir.

Bitirirken…

Özgür Özel, dün iktidarın çizdiği çizginin içinde kaldı. Bugünkü görüşme öncesi moral üstünlük hem de 31 Mart yenilgisine rağmen Erdoğan’a geçti. Kutuplaşmayı ortadan kaldırmak, partilerin-liderlerin görüşmesi, normale, huzurlu günlere dönüş elbette son derece saygın istekler. Ama yaşanan tablo; liderlerle konuşurken, muhatap alınması-kazanılan çok sayıda belediyeyle hizmet edilerek ikna edilmesi gereken kitlenin, esas muhatabın halk olduğunu hatırlattı. Özgür Özel, AKP Genel Merkezi’nde Erdoğan ile konuşurken konu Anayasa’ya geldiğinde “konuşmak için memlekette bir demokratik zemin olmadığını, önce bunun kurulması gerektiğini de” söyleyecektir. CHP’nin parlamenter sisteme dönüş konusunda ısrarlı olması Türkiye’nin geleceği açısından önemlidir.

Murat Sabuncu’nun yazısı