Ancak Tayyip Erdoğan’ın çeşitli yetenekleri arasında böyle bir yeteneği de var: siyasî rakiplerini kendi seçtiği sahaya çekebiliyor.
Tayyip Erdoğan, özellikle 17 Aralık’tan bu yana, ”kuralsızlık” kuralını yerleştirdi. Paralar, kutular, konuşmalar, bir yığın ciddi kanıt ortada. Sen, bunların işaret ettiği yöne giden her şeyi kapatıyorsun, işaret edenin yakasına yapışıyorsun. Önce Başbakan, ardından da Cumhurbaşkanı olarak bunu yapıyorsun. ”Üste çıkmak” diye de bir deyim vardır; onun ima ettiği her şeyi yapıyorsun. Sonra da muhalefetin ”saygılı” davranmasını talep ediyorsun. Bu da olacak bir şey değil.
Peki, ne olacak? Olacak şey değil ama oluyor. Her gün bir yenisi ekleniyor. Sorarlarmış, ”Sen neyin başkanısın?” diye. Yani adam orada ”Cumhurbaşkanı o adamı sevmiyor. O halde o gelmesin, konuşmasın,” diyecek, demeli. O zaman “Neyin başkanısın?” diye kimse sormayacak, başkanlığını hak etmiş olacaksın. Ama ezkaza Tayyip Erdoğan’ın onaylamadığı bir şey yap, bir söz söyle…
Ey Yargıtay başkanı, koskoca Cumhurbaşkanı sana ta balkondan elini uzatmış! Sıksana o eli!