Türkiye toplumunda ‘taban’ dendiğinde ‘şiddet’ ön planda yer alıyor, çünkü şiddeti mahkûm eden bir felsefe, bir etik yok.
Onun için, Başbakan’ın öldürülenlerden birinin bilyeleriyle uğraşırken öbürünün “vatan sağolsun” dediğini söylemesi, hele hele ‘yavrumuzu’ ‘Kılıçdaroğlu’nun illegal cellâtları’nın öldürdüğünü iddia etmesi, olgusal bakımdan yanlış olduğu kadar, etik açısından da yanlış.
Aslında olmayan bir ayrımı Başbakan bizzat kendi eliyle yaratmaya çalışıyor. Ve gene aslında olmayan ittifaklar, ‘cephe’ler kurarak bir kan davasının tohumlarını ekiyor.
Niye yapıyor Başbakan bunları? Herhalde ‘rasyonel’ bir açıklaması var. Olsa gerek. Belli ki bu gerginliğin kendi geleceğine yararı olacağına inanıyor; yaratılan ve üstüne benzin dökülen bir gerginliğin ne gibi denetlenemez sonuçlara yol açabileceğini ise, umursamıyor.
Dolayısıyla, bir mantığa göre belirlenmiş bir hedefe götürecek yol olarak seçtiği bu yolun kendisinin ‘rasyonel’ olduğunu düşünmüyorum.
Hedef seçim kazanmak olabilir elbette. Ve bu gerilim, seçimi kazandırabilir de. Seçimi kazanırken nelerin kaybedildiği belli ki Başbakan’ın umurunda değil. Başka kimse de düşünmüyor mu işin bu kısmını?