Amerika’yı Müslümanlar’a keşfettirmek, bu kompleksin eninde sonunda varması gereken nokta. Çünkü, işte, karşısında çaresiz kaldığımız teknolojik üstünlük orada, Amerika’nın elinde. O üstünlüğün getirdiği bütün servet de gene orada. Gelecekte Amerika’yı aşanlar olacak (Çin, Hindistan, kimbilir? Rusya beceremedi işte) diyorlar. Olabilir, ama hâlen böyle bir durumda değiliz. Ufukta, Amerika’dan daha güçlüsü görünmüyor; onun için bizde komplekslerimizi bastırıp Biden mıdır, her neyse, güler yüz göstermek, “dayı” demek durumundayız. Evelallah, köprüyü geçtiğimiz günler de gelecektir.
Şimdilik, gücümüz “Amerika’yı bizimkiler keşfetmişti” demeye yetiyor. Buna Amerikalılar’ın kendilerini inandırmak pek mümkün görünmüyor. Olsun. Biz de şimdilik bizimkileri inandırmakla yetiniriz. Günü gelince, geri kalan dünyaya, pazumuzun gücüyle kabul ettiririz.
Ama halen Amerika büyük rüya. Onun için gene bizlerden biri bir resimli roman yazmıştı: “Teksas’ta bir Müslüman” mıydı, neydi adı? Bizden bir pehlivan oralara gidip (bu, keşiften sonraki bir serüven –keşfedenin de biz olduğumuzu o pehlivan da bilmiyor) Buffalo Bill’le filan tanışıyor. Battal Gazi’nin ya da Minyeli Abdullah’ın Amerika seferi var mı, bilmiyorum, ama böyle bir resimli romanımız var. Tayyip Erdoğan’ın okuma listelerinde onun da, “klasik” olarak, bir yeri olur herhalde.