Uluslararası kamuoyunun ne dediği, ne düşündüğü AKP kadrolarını ve taraftarlarını pek fazla ilgilendirmeyebilir. Ne olsa, buradaki gelişme her şeyden önce seçime bağlı ve seçimde İngilizler ya da Hollandalılar oy kullanmayacak.
AKP’li tabanın bir kısmı için bunların hattâ haber değeri de olamayabiliyor. Onların bildiği dünyada zaten bütün Hıristiyanlar, Yahudiler Türk ve Müslüman düşmanıdır. Bizim başarılı olmamızı istemezler. Şu sırada böyle tavır almaları da zaten hükümetin çok başarılı olduğunu gösteriyor olmalıdır.
İngilizler ya da Hollandalılar bizim seçimde oy kullanmayacaklar, ama dış dünyanın, siyasetçileriyle ya da kamuoylarıyla bizim (aslında herhangi bir ülkenin) hakkımızda ne düşündükleri öyle kolay kolay hafife alınacak, geçiştirilecek bir şey değil.
Gitgide küçülen dünyada ülkeler birbirlerine çok sayıda, kolayca görülmeyen bağlarla bağlanmış durumda.
Bu alanda yıllarca bayağı başarılı bir çizgide ilerleyen Başbakan ve AKP hükümeti, geçirdiği volte-face’tan bu yana, kazandıklarını hızla kaybetti, sıfırladı.
Dolayısıyla, uluslararası dünyadan başlayan bu ‘yalnızlaşma’ sürecinin Türkiye’nin iç politikasına da yansımaları olacağını tahmin ediyorum.