Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
TUSAŞ’a PKK’li teröristlerce yapılan saldırı sonucunda 5 yurttaşımız şehit oldu, onlarca yurttaşımız yaralandı. PKK gibi terör örgütlerinin yıllardır sürdürdüğü hain saldırıları görüyoruz; bu ülke, 40 binden fazla şehit verdi. Ancak anlam veremediğim bir şey var: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rize’deki boş evini özel harekât polisleri korurken Türkiye’nin hava savunma sisteminin inşa edildiği TUSAŞ, nasıl yalnızca özel güvenlik görevlilerince korunur? Stratejik önemi bu kadar büyük olan bir kurumun güvenliğinin jandarma ve polis gibi devletin güvenlik güçlerince sağlanması gerekmiyor mu?
Bakın bana bir bilgi ulaştı. Bir ay önce TUSAŞ’ta bir bomba ihbarı yapılmış. Üstelik bu ihbarı, orada çalışan biri dile getirdi. Bakanlık kaynaklarına sordum, henüz dönüş yapılmadı. Teröristlerin Ankara’ya 5 gün önce geldiği, ellerini kollarını sallayarak dolaştıkları söyleniyor. Bu durum, istihbarat zafiyeti mi yoksa koordinasyon eksikliği mi bilemiyoruz. Ancak bildiğim bir şey var sorumluluk alınmayacak, kimse istifa etmeyecek ve bu olay da unutulacak.
Bahçeli’nin terörist elebaşısına özgürlük anlamına gelen “umut hakkı” talep etmesi ve Meclis’te konuşma yapmasına zemin hazırlama girişimi, terörle mücadeleye gölge düşürüyor. Daha önce açılım süreci denendi ve sonuçları gördük; PKK, şehirleri silah deposuna çevirip hendeklere mayın döşedi, yüzlerce şehit verdik. Ana muhalefet partisi genel başkanı da “Kürtlere Türkiye Cumhuriyeti devletinin sahibi olmayı teklif ediyorum” diyerek tartışmalı bir açıklama yaptı. Ne kastettiğini anlıyoruz ancak kendisi ne söylediğinin farkında mı?