Şahsen payıma düşeni kabul ediyor ve anlamaya çalışıyorum. Bizimki bir politik duruştu, sonuçta toplumun ağırlıklı tercihine saygı göstermek ve kendimize çeki-düzen vermekle mükellefiz.
AK Parti böyle bir seçim sonucu beklemiyordu, en fazla tek başına iktidar getiren sınırlarda dolaşmayı umuyordu. Sebebi, Davutoğlu’nun balkon konuşmasına sıkıştırdığı bir cümlenin içinde bulabiliriz.
“Güvenliği özgürlüğe, özgürlüğü güvenliğe asla feda etmeyeceğiz” sözü, 1 Kasım seçimlerinin en temel parametresinin bu ikilem üzerine kurulduğunu ifşa ediyor.
Demek ki kişisel-fiilî saray iktidarı ile, yasal-rasyonel parlamenter sistem arasında toplum, iki farklı seçimde tercih yapmış oldu.