PKK’nın yegane kazancı, bölgede üzerinde devlet korumasını yok etmesi ve Kürtleri teslim alması.
Kaybeden devlet değil, Çözüm Süreci’ni yürütenler ve bölgede yaşayan Kürtler. Devlet, sandıktan çıkmış hükümetin elini-ayağını bağlaması yüzünden Güneydoğu’da bazı şehir merkezlerinde vatandaşını koruma yeteneğini kaybetti.
Karayılan’ın çok övündüğü kırsal kesimdeki alan hakimiyeti geçici bir durum; ama kentlerdeki hakimiyetin bedeli çok ağır. PKK, sivil halkı kalkan gibi kullanıyor ve hep sivil kayıplar üzerinden hakimiyetini sürdürüyor.
PKK’nın Türkiye toprakları içinde silahla sürdüreceği alan hakimiyetinin faturasını canıyla, malıyla bölge halkı ödüyor. Durmuş vaziyetteki ekonomiyi işletmek, temel ihtiyaçları karşılamak mümkün olamayacağına göre, devlet otoritesi tekrar hükümran olana kadar olan ahaliye olacak.
Tıpkı Erdoğan ve ekibi gibi barış arayan Kürtler de PKK tarafından aldatıldı. Bölgede yaşayanlar, PKK’nın yürüttüğü devrimci halk savaşının ve ilan ettiği özyönetimin “halk” unsuru olmayı kabul etmiyor. Bu durum PKK’nın kent savaşını orta vadede kaybedeceği anlamına geliyor.