Mümtaz'er Türköne: Kapımızı ilk defa bir 'sivil dikta rejimi' çalıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

“Zaten mevcut durum bir dikta rejimi değil mi?” diyebilirsiniz.

Hayır değil. Bir buçuk ay sonraki seçim, egemenliğin sahipleri yani halk için bir fırsat; sınırsız bir iktidar peşinde koşanlar için ise bir kâbus. Kapımızı ilk defa bir ‘sivil dikta rejimi’ çalıyor.

Sivil bürokrasi kaçacak yer arıyor; yargı sadece iki-üç isimle sınırlı birkaç yargıç ve savcıyla baskı rejimine soruşturmalar, tutuklamalar taşıyor.

“Askerî bürokrasi sivil diktaya izin verir mi?” cümlesini sarf ettiğiniz an darbecilikle itham edilirsiniz; fakat sorun askerin darbe yapması değil ki. Yaşanan tecrübelerden, özellikle Ergenekon ve Balyoz davalarından sonra asker, hiç bir şekilde darbe macerasına girişmez.

Önemli olan şurası: Ordu, meşruiyetini kaybetmiş bir sivil dikta rejiminin halkın sırtına indireceği sopa haline de gelmez, böyle bir rejimin koltuk değneği rolüne boyun eğmez.

Mümtaz’er Türköne’nin yazısı