Rehine sorunu çözüldükten sonra, zihnimiz ve kalemimiz üzerindeki rehin de kalkmış oldu. Türkiye ve tabii bölgemiz daha yıllar boyu devam edecek bir şiddet tehdidi ile karşı karşıya. Bu tehdidi yakından tanımak ve çare üretmek zorundayız. Harcıâlem genellemelerle, kısır politik çekişmelerle harcanmayacak bir dikkat ve birikim gerekiyor. İslâm dünyasındaki şiddet neden Selefîliğin taban tuttuğu yerlerde yükseliyor? Bu kadar basit, sade ve düz bir İslâm yorumu, sadece silaha ve şiddete tapan daracık bir iman anlayışı neden bu kadar kolay taraftar buluyor? İslâm dünyasının çağlar boyu özenerek geliştirdiği medeniyet neden hiçbir işe yaramıyor?
IŞİD, ezilmiş ve umutsuz kitlelerin inancını silahla doğrultup, oradan bir devlete ulaşmaya çalışıyor. Mukayeseleri objektif esaslara dayandırmalıyız. AK Parti’nin ideolojisi ve kadroları ile IŞİD arasında bağ kuranlar kılı kırk yarmalı. IŞİD, silahlı bir din yorumundan devlet çıkartıyor; bizde ise din Kemalistlerden intikal eden araçlarla devletleştiriliyor. Devletleştirilmiş din, Selefi terörle baş edebilir mi? Ölümü yüceltenlere karşı, sulhu ve birlikte yaşamayı yücelten ve üstelik tarih boyunca kendini kanıtlamış bir yoruma ihtiyacımız var. Bu yorumu yükseltecek Sivil İslâm, devletin gadri altında ezilirken bu şiddet salgını ile nasıl baş edeceğiz?