Doç. Dr. Burak Cop*
AKP-MHP blokunun, milletvekili dağılımını hesaplama usulünün yanısıra seçim kurulu başkanlarının belirlenme yöntemini de değiştiren, ayrıca muhalefet müşahitlerinin seçim günü işbirliği yapmasını zorlaştırabilecek bir değişiklik içeren kanun teklifi geçen hafta Meclis’e sunuldu.
İktidarın, önümüzdeki seçimi kaybetme olasılığı belirginleşirken yitirdiği toplumsal desteği geri alması çok zor. Buna karşılık seçime kadar şapkadan bazı tavşanlar çıkarması bekleniyor.
İlk tavşan, seçim sistemi değişikliği oldu. Üstelik bu, bir sonraki tavşana dair de fikir veriyor. Paketteki maddelerden biri de örgütlenme koşullarını karşılayamamış bir partinin, Meclis’teki grubu sayesinde seçime katılabilmesi olanağını ortadan kaldırıyor. Dört yıl önce 15 CHP milletvekilinin transfer yoluyla İYİ Parti’yi seçime sokmasına tepki olarak pakete konduğu söylenen bu değişiklik şu anda gizli tutulan bir amaca da hizmet edebilir.
HDP kapatılırsa, beraberinde gelecek siyaset yasaklarından ötürü pek çok ismin milletvekilliği düşecek ve belki de milletvekili sayısı, grup kurma asgari sayısı olan 20’nin altına inecek. Diyelim ki 20’nin altında kalma senaryosu gerçekleşmedi yahut TİP’ten ya da başka partilerden gelecek birkaç cesur isimle, yeni bir parti çatısı altında grup kurma sayısına ulaşıldı. O zaman da bu yeni parti, seçim kanununda yapılması mukadder görünen değişiklik sonucu, 41 ilde örgütlenme ve seçimden en az altı ay önce büyük kongresini yapma koşulunu karşılayamadığı için seçim dışı kalabilir. YSK’nın bu yılın başında açıkladığı seçime girme yeterliliği olan partiler listesinde HDP’nin yedek partisi DBP’nin yer almadığını not edelim.
HDP’nin kapatılması sonucu düşecek milletvekilliklerinin az da olsa Türkiye’yi zorunlu bir ara seçime taşıma ihtimali var. Anayasa ve Milletvekili Seçimi Kanunu, TBMM üyeliklerinde üye tam sayısının yüzde beşi oranında (yani 600 milletvekilinin 30’u) bir boşalma olduğunda ilgili seçim çevrelerinde ara seçime gidilmesini zorunlu kılıyor. Şu anda TBMM’de 19 koltuk boş duruyor. Olası bir kapatma kararında bu sayının 30’un epey üzerine çıkacağı açık.
Peki neden HDP’nin kapatılmasının bir ara seçime yol açma ihtimali çok düşük? Bunun yanıtı, süre yetersizliği. Genel seçime bir yıl kala ara seçim yapılamıyor. Önümüzdeki genel seçimin tarihi 18 Haziran 2023. Dolayısıyla bir ara seçim olacaksa en geç bu yıl 12 Haziran’da yapılması gerekiyor.
Milletvekilliklerinde yüzde 5’lik boşalma olduğu takdirde TBMM ara seçimlerin üç ay içinde yapılmasına karar veriyor. Takvimi sıkıştıran da bu. HDP hakkındaki olası kapatma kararı en ivedi biçimde (Nisan? Mayıs?) verilse ve Meclis hızla ara seçim kararı alsa dahi YSK’nın seçimi 12 Haziran’a yetiştirmesi mümkün görünmüyor.
Peki olayların ‘normal’ (bu tabiri kullanmak ne kadar uygunsa artık) akışında gitmesi halinde mümkün görünmeyen ara seçim, AKP-MHP ikilisinin şapkadan seçim sistemi değişikliği çıkarma hamlesine bir karşı-hamleyle yanıt vermek üzere muhalefet tarafından zorlanabilir mi?
30 sayısına ulaşmak için 11 koltuğun daha boşalması gerekiyor. Bu 11 müstafi mebusun tamamı CHP’li mi olur yoksa bazıları İYİ Parti’den mi çıkar, ona bakılır. Temel mesele bu 11 kişinin millet ittifakının güçlü olduğu ve halihazırdaki 19 boş vekillikle ilişkisiz 11 ilden olması.
Eğer ara seçim yapılırsa bu on milyonlarca seçmenin sandığa gideceği, ülke genelindeki siyasi atmosferin göstergesi niteliğinde bir oylama olur. 30 vekilliğin bazıları AKP tarafından kazanılabilir elbet, ancak cumhur ittifakındaki kan kaybının anket sonuçlarına değil bizzat sandığa yansıyacağı bir ara seçimin 2023’e doğru iktidarda yol açacağı demoralizasyon ve muhalefete sağlayacağı özgüven aşikârdır.
Bir diğer olasılık, ülkedeki seçmenlerin yarıdan fazlasının sandığa gideceği ve pratikte cumhur ittifakı için, hatta başkanlık sistemi için bir güven oylamasına dönüşecek ara seçim meydan okumasına karşı iktidarın kerhen de olsa erken seçime gitme kararı almasıdır. İktidar, 2023’teki seçime demoralize kadrolarla ve fark yemek üzere girmek yerine, tarihini kendi belirleyeceği (söz gelimi sonbaharda yapılmak üzere muhalefetle anlaşacağı) bir seçime gitmeyi tercih edebilir.
Anayasa ve seçim kanunundaki “Ara seçimlerin üç ay içinde yapılmasına karar verilir” ibaresi, Meclis illaki üç ay sonrasını belirler anlamına gelmiyor. Bu ibare seçimin en geç üç ay sonra olacağını belirtiyor. YSK’nın Kasım 2015 ve Haziran 2018’de olduğu gibi bugün de 60 gün içinde seçime hazırlanma becerisine sahip olduğuna şüphe yok. 12 Haziran’ın ara seçim için mümkün olan son tarih olduğu düşünülürse, YSK, Meclis’in mart sonu veya nisan başında alacağı kararın gereğini yerine getirebilecektir.
Elbette şu da güçlü bir ihtimal. Anayasa, istifa eden milletvekilinin vekilliğinin düşmesi için TBMM Genel Kurulu’nun onayını şart koşuyor. Ara seçime engel olmak için Meclis’teki AKP-MHP çoğunluğu istifaları onaylamayabilir. Bir grup muhalefet milletvekilinin mebusluğunun iktidar tarafından zorla devam ettirilmesi gibi ironik bir durumun ortaya çıkmasının yanısıra, iktidar sandıktan korkan ve kaçan taraf konumuna düşer. Muhalefetin bu durumu tüm gücüyle ifşa etmesi (hatta hicvetmesi) elbette seçmenin dikkatini çekecektir.
Peki iktidarın, muhalefetin ara seçim restini görmesi halinde muhalefet partileri kendi kazdıkları kuyuya düşerler mi? Bir başka deyişle cumhur ittifakı partileri Anayasa değişikliğini referanduma götürebilecek bir milletvekili sayısına (minimum 360) ulaşır mı? AKP, MHP ve BBP’nin toplam vekil sayısı 334. Cumhur ittifakının 360’a ulaşmak için 30 milletvekilliğinden 26’sını kazanması gerekiyor. Tek kelimeyle imkânsız. Böyle bir skoru muhalefetin elde etme ihtimali daha yüksek.
Manzara bu. Ancak muhalefetin elini çabuk tutması gerek. Zaman daralıyor.
*Bahçeşehir Üniversitesi – Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi