Bir döneme damga vuran ‘Müebbet Muhabbet‘ radyo programına imza atan ve şimdi tv8’de sahur programı yapmaya başlayan Cenk-Erdem ikilisinden Erdem Uygan, ateistlerle dindarlardan daha rahat iyi anlaştığını söyledi.
Radikal’den Ezgi Başaran’a konuşan Uygan, “Ben sürekli Allah’tan referans vermiyorum. Gerektiği zaman Allah’ın doğru dediği şeyleri söylüyorum ki çoğu ateistlerin kolaylıkla kabul edeceği konular oluyor. Çünkü Türkiye’deki ateizm, hurafe dinine tepki olarak ortaya çıkmıştır ve çok haklıdır. Ben de aynı şekilde karşıyım. O yüzden dincilerden daha iyi ateistlerle anlaşırım” dedi.
‘Yükselen Sözler‘ adlı programı sunan Erdem Uygan, Ramazan ayı boyunca haftanın beş günü saat 00:30’da ekranda olacak.

‘Yedi yıl önce Kuran okumaya başladım ve çok ciddiye aldım’
Erdem Uygan’ın röportajından dikkat çekici noktalar şöyle:
– 10 yaşından beri oruç tutardım ama bugünkü halimle kıyasladığımda dindar da değildim, bilgili de. İçki içtim, hayatımda hiç namaz filan olmadı. Bundan yedi sene öncesine kadar böyleydi.
– Dindar olmadığım halde Kuran, Allah’ın kitabıdır, ona laf söyletmeyiz şeklindeki herkeste olan duyarlılık vardı bende de. Sonra bir gün bir akrabam laf söyledi Kuran’a. Ayetlerde kabul edilemeyecek şeyler olduğunu anlattı. Ben de sinirlendim ama o an savunamadım. Çünkü hiç birşey bilmiyordum. Bilgiye dayalı değilmiş benim inanç dediğim şey. Ya da kutsal dediğim kitapla ilgili hiç birşey bilmiyormuşum. Karşımdaki adamın dediği doğruysa ben ne yapacağım diye düşündüm. Kuran’ı okumaya öyle başladım. Ve çok ciddiye aldım.
– İlla Kuran’ı Arapçası’ndan okumak istedim. Ki o zamanlar 37 yaşındaydım. O yaşta Arapça öğrenmeye başladım. Şu anda Arap kanallarını rahatlıkla seyrederim, Arapça okurum, yazarım.

‘Benimle muhabbet etmek babamın pek işine gelmiyor herhalde’
– Benim yaptığım şey Allah’ın gönderdiği kitabı anlamaktı. Ama ondan da önce onun gönderip göndermediğinden emin olmalıydım. Çok matematiksel bir netlik var. Çelişki yok. Her tarafı kapalı bir kutu. Buradan vurayım diyorsunuz kapatmış, oradan vurayım diyorsunuz kapatmış. İnsan zekasının kotaracağı birşey değil.
– Anne tarafım dindardır ama Kuran dindarı değil. Hurafe dindarı. Baba tarafım hiç dindar değildir, hiç alakası yoktur. Ben ailedeki bu uçurumun ortasında büyüdüm. Ama sonuç olarak ikisini de örnek almadım, farklı bir yol tuttum. Annem hayatta değil. Babam da pek karışmıyor. Ama ben artık her işimi Kuran’a göre yaptığım ve konuşmalarımda daima ayetlerden referans verdiğim için benimle muhabbet etmek pek işine gelmiyor heralde. Uzaklaşıyor.
‘Cenk’le ilişkimizde bir değişiklik yok’

– Cenk’le aramız her zamanki gibi. Hiçbir değişiklik yok. Cenk benim her gün namaz kıldığımı ilk iki sene hiç bilmedi.
– Bizim programlarımız hiç bir zaman dini ya da bel altı espriyi referans almadı. Dinde yasak olan bir şekilde sohbet etmedik biz. 7 sene önce nasıl program yapıyorsam, şimdi de öyle yapıyorum. Özel bir dikkat dahi sarfetmiyorum. O yüzden insanlar benim yeni Müslüman olduğumu zannediyorlar. Fan diyebileceğim insanlardan yeni öğrenenler oldu.
‘Dindarlık iddiasıyla siyaset çok tehlikeli’
– Kuran’da “İnsan kendini yeterli gördüğü zaman azar” deniyor. Buradan hesap edin işte. Ayrıca dindarlık bir iddia olamaz. Müslümanlık da nüfus kağıdığındaki boşluğu doldurmak değildir. Ben nüfus kağıdındaki o ibareyi sildirmek istiyorum. Çok rahatsız edici birşey. Birileri bana Müslüman dediği için Müslüman değilim ben.
– Dindarlık iddiasıyla siyaset çok tehlikeli birşeydir. Sonu teokrasiye gider. Allah’ın asla kabul etmeyeceği, Kuran’ın tek karşı çıktığı yönetim biçimi teokrasidir. Çünkü teokrasilerde yönetici ilahtır. Halbuki Allah’tan başka ilah yoktur.
– Eskiden uzun saçım ve küpemle camiye giderdim, herkes bana tuhaf tuhaf bakardı. O günlere göre tek farkım artık küpe takmamam.