Bambaşka kompartmanlarda olsak da “aynı gemide” olduğumuz doğru. Geminin tüm kiri sintinede toplanıyor, belli ayrıcalıklara sahip olmadan ayakta kalmaya çalışan çoğunluk sintineye epey yakın.
Bir süredir futbolda konuşulan sözde “temizlik” sintine temizliği değil elbette. Böylesi bir temizliğin inandırıcı olabilmesi için Türkiye’deki baskı düzeninde merkezi role sahip Başsavcılıkların, iktidar ağı içindeki konumunu koltuğunun sağladığı bireysel imaj çalışmasıyla güçlendirmeye çalışan İbrahim Hacıosmanoğlu tipi kodamanları da bizzat sintinede görmemiz gerekir. (Sahi Bodrum’da 4 bin villa inşa ederken kendinizi nasıl bir anda TFF başkanlığında buldunuz Sayın Hacıosmanoğlu?)
Sektör 7/24 bahis propagandası yapar, yasa dışı bahsin kanatları altında palazlanan suç çeteleri tüm dünyada kendini futbolla aklarken “temiz toplum/temiz futbol” goygoyu ancak bir şeyleri gizlemenin aracı olabilir. Bahis skandalında, 20’li yaşlarındaki futbolcuların cahillikleri ve “eğlence” arayışları, ne ölçüde şikeye dönüşmüştür bilemiyoruz.
Ancak sürekli WhatsApp konuşmalarının bağlamsız şekilde kamuoyuna servis edilmesi bir “cambaza bak” oyunuyla karşı karşıya olduğumuzu düşündürüyor. Esas filmin, Murat Sancak’ın da aralarında olduğu eski makbullerin üzerinden döndüğü açık. O, “devletin kestiği parmak acımaz” diyerek devranın yeniden kendine döneceği günü beklerken biz de sintine temizliği gereken gemide kaptan köşkünün ıslak mendille silinmesinden kahramanlık hikayesi çıkarılmasını izliyoruz. Yemezler!