Mine Söğüt: Laikliğin en kritik tartışma alanı eğitim

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

“Andımız”ın, ulus devleti fazla öne çıkaran, milliyetçilik sınırlarında dolaşan o sorunlu metnine kolayca sırt çevirirken yüzlerini döndükleri yerde karşılarına dikilen daha korkunç gerçeği görmek istemediler. Laiklik bu ülkede karşı devrimcilere gümüş tepsilerle kurban verildi.

Nihayetinde ülke öyle bir yere geldi ki bugün çocuklar sınıflara “Andımız”ı okuyarak değil “Kabe’de hacılar hu der Allah, yer gök inim inim inler Allah” diye ilahi söyleyerek giriyorlar.

Ve iktidar, laikliği savunan bir bildiriyi imzaladıkları için yargılamaya kalktığı insanlara ve laikliğin arkasında duran koskoca bir topluma “bir avuç yobaz” diye hitap ederek soruyor;

“Hayırdır, çocuklarımızın hep bir ağızdan ilahiler söylemesi sizi neden rahatsız ediyor?”

Laikliğin yüzyıllık hikayesinin ibret dolu özeti eğitim sisteminde ve iktidarın bu dilinde gizli.

Çünkü laikliğin en kritik tartışma alanı sanıldığı gibi devlet ya da hukuk değil. Eğitim.

Halka eğitim vasıtasıyla tek bir inanç doğrusu dayatmak istiyor. Bilginin inançtan bağımsız üretilmesini engelliyor. Bireyin dini kimliğini çocuk yaşta keskinleştiriyor. Eğitim yoluyla vatandaş değil inançlı insan yetiştirmeyi hedefliyor.

O yüzden eğitimde laiklik talebi sadece bir müfredat ya da okullarda zil sesi yapılan ilahi meselesi değil. Geleceğin kamusal aklını inşa eden bir istikbal meselesi.

Mine Söğüt’ün yazısı