Bugün eğer bu ülkede gerçekten bir hukuk devleti olsaydı, güdümsüz bir yargıdan, tamamen bağımsız bir medyadan, sindirilmemiş akademisyenlerden ve korkutulmamış bir kamuoyundan bahsedilebilseydi, kokain içip grup seks yapan televizyoncuların haber değeri tabii ki olurdu.
Onların muhafazakâr politikaların maşası olmaları, inanç temelli bir ahlakın savunuculuğunu yaparlarken inançlarına tamamen ters bir hayat yaşamaları üzerine sosyolojik ve psikolojik saptamalar yapılabilirdi.
Cinsel hayatın özel bir alan olup olmadığı, hangi sınırlar aşıldığında meselenin kamuya açık bir tartışmaya dönüşebileceği, yasaklı madde kullanımının hukuki sonuçlarıyla ahlaki sonuçları arasında nasıl bir bağlantı kurulabileceği tartışmaya açık meseleler olarak ortaya atılabilirdi.
Ama burası artık bir hukuk devleti değil.
Halk korkuyor. Konuşacağınız ve susacağınız yeri hesaplamak güçlü bir hayatta kalma refleksi. O yüzden kimse artık asıl tartışılması gerekenleri tartışacak cesareti kendisinde bulamıyor. Bu cesaretsizlik denizinde iktidar suları dilediği zaman dilediği gibi bulandırıp kendi yolunu gönlünce aça aça ilerledikçe ilerliyor.
Bugün birey ahlakını konuşmak, medya etiğini sorgulamak, eril düzene kafa tutmak kolay ama iktidarın binbir yüzlü ahlakını tüm açıklığıyla konuşmaya hangimizin cesareti var?