Reklam ve pazarlamanın üniversitelerde ders olarak okutulduğu bir dünyada yaşıyoruz.
Bu işin ilmini yapan profesörler var. (…)
Hal böyleyken gitgide yoksullaşan ve halkı cahilleştirilen bir ülkenin liderinin, liderliğini hissetmek için kendisini pazarlamaktan, olduğundan güçlü göstermekten ve sadece icraatlarıyla değil zenginliğiyle de halkını ezmekten medet umması kaçınılmaz.
O yüzden kendisine ait sayısız uçağı olmasını istiyor.
En pahalı otomobillerden kendisine filolar kuruyor.
Yazlık, kışlık, hatta baharlık saraylarda yaşamak için büyük araziler işgal ediyor, özel kumsallar döşetiyor.
Odalara, salonlara, kıyılara, ovalara sığamıyor.
Kendisini şatafatın güç olduğuna ve gücün şatafatsız bir hiç olduğuna inanmaktan alamıyor.