Yurttaş sandıkta yaptığı seçime saygı gösterilmemesinden de sıkıntılı. İktidarın operasyon, kayyım ya da transferlerle aldığı yerlerde yaptırdığı/yaptıracağı anketlerde bunu görmesi büyük olasılık. Kritik nokta ise iktidarın toplumdaki olası tepki/itiraza karşı nasıl bir tutum alacağında. Süreç ülkenin demokratik, laik, hukuk devleti ilkesinde rotanın ne olacağı açısından son derece önemli.
Basına yönelik baskılar da yaşanılan zorlu sürecin aynası. Gazetecilerin tutuklanması, Tele1 gibi bağımsız, muhalif görüşlü kanallara el koymalar, internet sitelerine, sosyal medya hesaplarına erişim engeli ve son olarak Halk TV yayınının kesilip kayyıma teslimi… Bu tür uygulamaların basın özgürlüğüyle, halkın haber alma hakkının korunmasıyla bağdaşmadığı ortada.
Fon skandalı derseniz; muhalefetin Meclis’te konuya ilişkin araştırma önergeleri iktidar cephesinin duvarını aşamıyor.
Muhalefete operasyon, kayyım, transfer… Bu üçlü “Kazanmak için her şey mubahtır” noktasında riskli, etik dışı bakışa sürüklenmenin özeti gibi. Asla sıradanlaşıp normalleştirilmemesi gereken bir üçlü!