Mine Ataman: Türkiye'nin ive­di gıda dayanıklılık endeksini oluşturması lazım

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Economist Impact’in 2026 Resilient Food Systems In­dex’i 60 ülkeyi sadece üretime göre değil; erişilebilirlik, teda­rik sürekliliği, gıda güvenliği ve iklim risklerine uyum ka­pasitesine göre değerlendirdi.

Türkiye 56,68 puan ile listenin 47. sırasın­da, Gana, Şili gibi pek çok ülke bizden daha dayanıklı.

Tarım/gıda sistemlerinin “kuraklık, sel gibi, aşırı hava koşullarına, jeopolitik istik­rarsızlığa, salgın hastalıklara, yangına, enerji krizlerine, sa­vaşlara, tedarik zinciri kırıl­malarına karşı işleyişini sür­dürebilme yeteneği olarak ta­nımlanan “gıda dayanıklılığı puanımız” gelecek yıllardaki gıda enflasyonunu, üretkenli­ği belirleyecek.

En mühim so­ru, bugün yeterli olan kaynak­lar yarına kalacak mı, yeterli mi, değişen iklime uyumlana­bildik mi?

Dayanıklılık emarelerimize karşın “kronikleşen gıda enf­lasyonu, artan girdi maliyet­leri, iklim kaynaklı risklerin yarattığı verim, kalite kayıp­ları. Çiftçilerin tarımdan kop­ması, kırsal kalkınmada, hay­vancılıkta istenen ivmenin yaratılamaması, tarımın ken­di enerjisini üretememesi, su­yu yeterince randımanlı kulla­namama” gibi onlarca başlıkta yeterince iyi olmadığımız her alan “Dayanıklılık İndeksin­de” 60 ülke içinde 47. olmamı­za neden oluyor.

Velhasıl, Türkiye’nin ive­di gıda dayanıklılık endeksini oluşturması lazım. İstanbul üç hafta boyunca taze sebze ala­mazsa ne olur? Antalya’da iki yıl üst üste kuraklık yaşanırsa? Konya Ovası yeraltı suyunu aynı hızla tüketmeye devam ederse? Ege’de zeytin üretimi­ni etkileyen yangınlar artar­sa? Bir sonraki kuraklıkta, selde, donda, enerji krizinde, jeopolitik şokta gıda sistemimiz ayakta kalabilecek mi asıl sorular bunlar.

Mine Ataman’ın yazısı