ABD hegemonyası 1960 sonları, 1970 başlarından bu yana zaten tartışmalı ama artık bu hegemonyanın açıkça, alenen sona erdiğine, tartışma dışına çıkıp tarihsel bir gerçek, bir realite olduğuna dair bir tarih verilmesi gerekseydi; bu tarih Mark Carney’nin Davos’ta konuştuğu tarih olurdu.
Immanuel Wallerstein’ın dünya-sistemi analizi, kapitalist dünya-ekonomisinin doğası gereği istikrarsız olduğunu; bu istikrarsızlığın ancak belirli tarihsel dönemlerde ortaya çıkan hegemonik güçler aracılığıyla yönetilebilir kılındığını gösterir. Hegemonya, bu bağlamda, salt askerî ya da ekonomik üstünlükten ibâret değildir. Hegemonik bir güç; üretim, ticaret ve finans alanlarında belirleyici bir verimlilik üstünlüğü kurabildiği ölçüde ve bu üstünlüğü hukuk, kurumlar ve ideoloji yoluyla evrenselleştirebildiği ölçüde hegemon olur. Başka bir deyişle hegemonya; kuralları koyabilme, bu kuralları doğal ve kaçınılmaz gösterebilme ve geniş bir rıza üretebilme kapasitesidir.
Ancak bugün, Mark Carney’nin Davos 2026 kürsüsünde dile getirdiği şu tespit — “Nostalji bir strateji değildir; artık bir geçiş döneminde değiliz, kuralların, ittifakların ve hatta gerçekliğin parçalandığı bir kopuş anındayız” – bu hegemonik çevrimlerin artık alışıldık bir kriz evresinde olmadığını göstermektedir. Carney’nin bu ifadesi, tekil bir siyasal görüşten ziyade, küresel finans mimarisinin içinden gelen bir aktörün, mevcut düzenin restore edilebilirliğine dair inancın egemen sınıflar nezdinde dahi çöktüğünün açık kabulüdür.
Wallerstein, beş yüz yıllık kapitalist dünya-sisteminin artık yapısal olarak onarılamayacak ölçüde yıprandığını savunuyordu. Bugün yaşananlar, bu teşhisin ampirik doğrulanmasıdır. Vestfalya’da kurulan masa artık sallanmamaktadır; ayakları, sistemin kendi iç çelişkileri tarafından kırılmış durumdadır. Carney’nin Davos’taki itirafı, egemen sınıfların bu yıkımı gizleyemez hâle geldiğini göstermektedir.
Ortaya çıkacak düzen, daha otoriter ve zor temelli bir küresel tahakküm rejimi de olabilir; daha eşitlikçi ve demokratik bir dünya-sistemi de. Kesin olan tek şey şudur: Eski düzenin restorasyonu artık tarihsel olarak mümkün değildir.