Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Seçer: Bürokrasi, çalışmalarımızı geciktiriyor

ALTAN SANCAR

altan-sancar@hotmail.com / @altansancarr

Mersin’in CHP’li büyükşehir belediye başkanı Vahap Seçer, CHP’li belediyelerin çalışmalarının ‘bürokrasi tarafından geciktirildiğini’ söyledi. Seçer, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘telefonların dinlendiği’ açıklamasını ise “Sesim hoşlarına gidiyorsa sabaha kadar dinlesinler” sözleriyle değerlendirdi.

Fotoğraf: Diken

Mersin’deki metro temel atma töreni sonrası Diken’e konuşan Vahap Seçer, mitinge 50 bini aşkın yurttaşın katıldığını belirtti.

Seçer’in CHP’li belediyelerin karşılaştığı zorlukları, Mersin Limanı’nın uyuşturucuyla anılması ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik İçişleri Bakanlığı teftişi değerlendirdiği açıklamalar şöyle:

‘Törene katılım 50 binin üzerindeydi’

Bir ay içinde Mersin’de ikinci bir miting gerçekleştirdiniz. Bu alanda daha önce Cumhurbaşkanı Erdoğan da miting yapmıştı. İki mitingi karşılaştırdığınızda ne görüyorsunuz?

CHP’nin daha önce yaptığı bir mitingdi. Ama son yapılan bir temel atma töreniydi.  Fakat, mitinge dönüşen bir temel atma töreniydi. Böyle demek daha doğru olur. Çok hareketli, çok kalabalık bir atma törendi ve kendiliğinden farklı bir havaya büründü. Burada işin ruhuna bakmak lazım. Evet, sayısal olarak bir temel atma töreninde toplayacağınız kalabalığın çok ötesindeydi. Hatta katılım 50 binin üzerindeydi. Hem de pazartesi günü olmasına rağmen. Bu kalabalık bir miting çalışmasıyla toplanmadı. Temel atma törenine tüm halkımız davetliydi ve icabet etti.

Sizce neden?

İnsanlar ortak bir talep için oraya gelmişti. Yaşanan ekonomik kriz ortada. Hayat pahalılığı can yakıcı durumda. Bütün bunların birikimi, refleks olarak ortaya çıktı. Oraya gelenler, tepkilerini dile getirmek, seslerini duyurabilmek istedi. Çünkü Türkiye’nin iki güçlü lideri oradaydı. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in de orada olması önemli bir fırsattı.

‘Rahat finansman bulmakta sıkıntılarımız var’

Sizin mitingde verdiğiniz mesajlar da dikkat çekiciydi. Adeta yatırımların engellendiğine ya da geciktirildiğine dair mesajlar verdiniz. Çalışırken nelerle karşılaşıyorsunuz?

Bir kere rahat finansman bulmakta sıkıntılarımız var. Meclis kararları alınamıyor, çünkü meclis çoğunluğunuz yok. Bürokraside sıkışıyorsunuz, imzalar gecikiyor. Evraklar aylar sonra zar zor imzadan çıkıyor. Dolayısıyla yatırımlar öteleniyor ve gecikiyor. Biz Mersin’e pozitif ayrımcılık istiyoruz. Mersin göçle büyümüş, gelişmiş ve serpilmiş bir kent. Burada merkezi iktidarın bu göç yükünü çeken şehre farklı bir açıdan bakması lazım. Mersin’i diğer şehirlerle karşılaştırmamak lazım. Mersin hem iç göçün hem dış göçün yarattığı ekonomik, sosyal ve siyasal travmatik bir durum yaşıyor.

Merkezi hükümetin yüzü buraya dönecek ki bu yükü biraz da merkezi hükümet üstlenecek. Fakat şu an çok kısıtlı. Geciken ve bekleyen yatırımların bir an önce merkezi hükümet tarafından yapılması gerkiyor. Mersin istikbal vadeden bir kent. Doğu Akdeniz çanağının önemli bir liman kenti. Ve Türkiye’nin en önemli limanına sahip muazzam farklı sektörleri var. Ekonomik olarak baktığınız zaman tarım var, turizm var, lojistik var, sanayi var, ticaret var ve bunlar limanınızdan kaynaklanıyor. Bu potansiyelin de açığa çıkartılması için merkezi hükümet planlamalar yapmalı.

Liman demişken… Mersin Limanı son dönemde farklı biçimde anılıyor. Uyuşturucu operasyonları, suç örgütü lideri Peker’in söyledikleri. Bu durum kenti etkiliyor mu?

Her şeyden önce bu durum bizi üzüyor. Parlamentoda milletvekili olarak görev yaptığım dönemlerde de zaman zaman limanda ve gümrüklerde kriminal olayların olduğu yazılıyordu, çiziliyordu ve gözleniyordu. Hatta parlamentoda da tartışma konusuydu. Ama kentimizin bu konularla anılmasını istemiyorum. O görev kolluk güçlerinin, İçişleri Bakanlığı’nın… Alacakları tedbirlerle bunları ortadan kaldırması gerekenlerin.  Onlar görevini hakkıyla yaparlarsa, Mersin Limanı da böyle olumsuzluklarla anılmaz.

İçişleri Bakanlığı’yla ilgili bir soru ile devam edelim. CHP lideri Kılıçdaroğlu CHP’lilerin telefonlarının dinlendiğini dile getirdi. Siz böyle bir şüphe taşıyor musunuz?

Dinlesinler! Sesim hoşlarına gidiyorsa, sabaha kadar dinlesinler. Ne olacak? Biz telefonla ne konuşuyoruz? İnsanları arayıp taziye dileklerinde bulunuyoruz ya da mutluluklarını paylaşıyoruz. Herhangi bir görev veriyorsak ne olduğunu soruyoruz ya da göreve ilişkin talimatlar veriyoruz. Konuşmalarımız bundan ibaret. Ama özel hayatımıza ilişkin paparazilik yapıyorlarsa – ki bunu daha önceki dönemlerde iktidar ortağı oldukları gruplarla yaptılar- bilemem. Bugün Türkiye o dönemlere tekrar dönüyorsa tarih bunları yazacak.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne dair bir de teftiş söz konusu oldu. Sizde de denetimler sıklaştı mı?

Müfettiş gelsin, geliyor da… Rutin denetimlere geliyorlar, Sayıştay denetçileri geliyor, Mülkiye Müfettişleri geliyor. Önemli olan tarafsız ve bağımsız denetçilerin gelip orada varsa bir yanlışlık ortaya çıkarmasıdır. Ama bunu bütün belediyelere eşit mesafede yapacaklar. Yani ‘millet ittifakı’, CHP’li belediyeler ya da ‘cumhur ittifakı’ diye ayırmadan yapacaklar. Burası hukuk devletiyse, yasalar neyi emrediyorsa onu yapmak durumundayız.

Bir de polis baskını tartışması var. Hatta CHP’nin buna dair bir de talimatları söz konusu.

Bir belediye başkanı olarak bu konularda çok konuşmam beni aşağılara çeker. Neden biliyor musunuz? Nasıl bir ülkede yaşıyoruz? Neden korkuyoruz? Burası hukuk devleti, burası demokratik bir ülke. Yarın sandık gelecek. Herkes o günlerin hesabını yapsın. Mahkeme kadıya mülk değil. Bugün hukuksuz eylem ve işlemler içerisindeyseniz, yarın bir gün onun hesabını sorarlar. Gelsinler belediyemize ve denetlesinler. Hiçbir itirazımız yok. Önemli olan gönderecekleri müfettişlerin tarafsız ve bağımsız olması, hukuka bağlı olması.