İhtiyaç kredisi faizi yüzde 65’i, toplam maliyet yüzde 80’leri aşmış, ticari kredi faizleri yüzde 54’lere ulaşmış…
İlk bakışta bankalarla kredi kullananların meselesi gibi görünebilir…
Oysa ekonomide sadece paranın fiyatı değil; aynı zamanda, geleceğe ilişkin beklentilerin de belirleyicisi olan faizin yüksekliği, ekonominin bütün damarlarına yayılan bir sonuç üretir…
İnsanların yarına olan güvenini azaltır…
Çünkü ekonomiyi sadece para değil, beklentiler de yönetir…
Vatandaş geleceğinden endişe ediyorsa: Otomobilini değiştirmez… Evini yenilemez… Mobilya almaz…
Tatilini erteler… Zorunlu olmayan harcamalarını kısar…
Üstelik…
Kredi kullanarak tüketmek de bu faizlerle neredeyse imkânsız hale gelince, piyasadaki talep giderek daralır… Talep düşünce ilk darbeyi esnaf hisseder…
Dükkâna giren sayıca azalır…
O az sayıda müşteri de daha az harcar…
Esnaf satış yapamayınca stok azaltır…
Üreticiye verdiği siparişi kısar…
Üretici kapasite artırmaktan vazgeçer…
Yeni makine almaz…
Yeni işçi çalıştırmaz…
Yani mesele ihtiyaç kredisiyle başlar, istihdama kadar gider…