Geçen yıl bu köşede ‘ifade özgürlüğüne dair hak ihlallerini’ yazarken ve bunların düzelmesini umut ederken, bir yılda nasıl bir yalpalamadır ki bu, gözaltından lince ışınladık ve lincin ne kadar kötü bir şey olduğunu konuşuyoruz?
Burada “Barbaros Şansal’ın lafları da kabul edilemez” gibi cümleler kurmak istemiyorum. Çünkü konumuz bu değil. Eğer o cümleyi kurarsam, ne kadar “Ama” dersem diyeyim, linci meşrulaştırmış olurum.
Sadece şunu söyleyeyim…
Ne yani, ben birinin sözüyle mi ülkemi sevmekten vazgeçeceğim? Bu ülkedeki diğer yurttaşlar, Barbaros Şansal’ın sözüyle mi gaza gelecek, birbirlerine düşmanlık, ülkelerine nefret besleyecek?
Ülkesini sevmeyen sevmiyordur zaten; seven de başkalarının lafıyla ülkesini sevmekten vazgeçmez. Memleket sevgisi öyle bir şey değil.
Başka birisinin sözleriyle diğer yurttaşlar üzerinde böyle bir etki bırakabileceğini düşünmek yurttaşların memleket sevgisini hafife almak olmuyor mu bir anlamda?
Barbaros Şansal’ın sözlerini ve tavrını ayrıca tartışabiliriz.
Ama burada konumuz linç ise, onun veya başka birinin ne dediği bizi ilgilendirmemeli. Çünkü hiçbir sözün karşılığı linç olamaz.