Melih Altınok: Kürtlerin, İstanbul'daki 'dostlarından' daha büyük düşmanı mı var?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Her şey gün gibi ortada olmasına karşın hala tartışıyoruz, ‘neden’ diye? Sur’un halini, Balıkesir’in Susurluk’unu da ilgilendiren demokratikleşme problemlerinde arıyoruz.

100-150 teröristin konuşlandırıldığı ilçede kalaşnikoflarla, roketlerle, hendeklerle verdikleri savaşın demokrasi mücadelesi olduğunu bile düşünenler var. Kürtlerin, yaşananları hak arama mücadelesi ekseninde tartışan batıdaki ikbal pervanesi aydınlara en net cevabı dün ilçeden apar topar kaçmalarıydı.

PKK’lıların üs ilan edip hendekler kazmadığı, keskin nişancılar yerleştirmediği, yol kontrolü yapmadığı bölgedeki diğer ilçelerde niçin sokağa çıkma yasağı yok? Yoksa devlet ‘inkâr, imha, asimilasyon politikalarını’ yalnızca Sur’da ya da 100 kişilik PKK’lı grupların girdiği yerlerde mi uygulamaya koyuyor?

Başta Kürtler olmak üzere tüm Türkiye’ye kan ve yıkımdan başka bir şey getirmeyen bu sol romantizmin şiddetin ve radikalizm derecesini yükselttikçe entelijansiya tarafından daha da meşru gösterilmesi problemi bugün Sur’daki ateşe dökülen benzindir.

Bugün evlerinden, işlerinden olup kendi yurtlarında adeta mülteci konumuna düşen Kürtlerin, İstanbul’daki ‘dostlarından’ daha büyük düşmanı mı var?

Melih Altınok’un yazısı