… Belli ki sırf yayın yasağı getirmek için açılmış bu soruşturma dosyası, böylece “Dostlar mahkemede görsün” diye yapılacak bir yargılamayla kapatılacak. Oysa soruşturulması gereken ve sorumlularını yakalamak için “kırmızı bülten” de gerektirmeyen bir başka konu ortada duruyor.
Bu 46 vatandaşımız, nasıl oldu da üç aydan fazla bir süre rehin olarak kaldı, oradan buraya sürüklendi, korku içinde bekledi, eziyet gördü? Bir soruşturma yapılacaksa bu soruşturulmalı. Tahliye neden zamanında yapılmadı, tahliye planının uygulanmasını engelleyen kimdi?
Başbakan Yardımcısı’nın iddia ettiği gibi Başkonsolos emirleri dinlemedi mi? Yoksa ona emir veren birisi mi planın uygulanmamasını istedi? Öğrenmemiz gereken budur, dünyanın zaten peşinde olduğu bir grup “teröristi” kırmızı bültenle aramak ve gıyaplarında yargılamak değil.
Son bir not: Aynı savcılık, “rehinelerin hayatını tehlikelerden korumak için” yayın yasağı da istemiş ve mahkemeden bu yasağı çıkarmıştı. Bildiğim, mahkeme kararları, kendi kendine ortadan yok olmaz. Rehineler serbest kaldığına göre, savcılık bu konuda ne düşünüyor?