Dünya yüzünde kendisine ‘devlet’ diyen hiçbir oluşum, ülkesinin bir bölümünde kentleri silahla işgal etmeye kalkışan bir harekete müsamaha göstermez, gösteremez.
Bunu yapmak demek, ülke topraklarının bir bölümündeki egemenlik haklarından vazgeçmek anlamına gelir. Türkiye’de de devlet, elbette böyle bir şeye müsamaha etmez, etmemelidir. Ama bunu yaparken devlet olduğunu, meşruiyetinin kaynağının Anayasa ve kanunlar olduğunu unutmamalıdır.
Özyönetim ilan edildiği için birer savaş alanına çevrilen kentlerde yaşayanların can güvenliğinden devlet sorumludur. Suçlu ile suçsuzu ayırt etmek, suçsuzların kılına zarar gelmemesini sağlamak, devletin önceliği olmalıdır.
Duvarlara yazılan ırkçı sloganlar, küfürlü anonslar, silahlı kutlamalar, rastgele açılan ateşle sivillerin ölümlerine neden olmak, devletin meşru mücadelesine zarar verir.
Recep Tayyip Erdoğan, başkan olma sevdasıyla barış sürecini ‘buzdolabına’ kaldırdı! Şimdi onu oradan çıkarmanın tam zamanıdır.