Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı’nın derdine bakınca “yanlış yerde” diye düşündüm. Bence BDDK’dan vazgeçip doğrudan Diyanet İşleri Başkanlığı’na atanmalı. Mercedes makam aracıysa, orada da var, güzel makam odaları desen o da mümkün!
Tabii BDDK, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı bir daire haline de getirilebilir, böylece “fetva” gerektiğinde uzun yazışmalara da gerek kalmaz.
Bu arada merak ettiğim bir konu da var, sırası gelmişken sorayım:
Acaba Diyanet İşleri Başkanlığı ve Diyanet Vakfı, personel maaşlarını hangi bankalardan ödüyor? Katılım bankaları aracılığıyla mı, yoksa normal “faizci” bankalar aracılığıyla mı?
Vakıfta biriken paralar nerede değerlendiriliyor, bu da merakımı çekiyor.