Türkiye’nin şu anda giderek artan milliyetçi, otoriter ve hamasi söylemlere teslim olması, hayatının hiçbir döneminde travmalarıyla yüzleşemeyen bir yetişkinin, korkularından kaçmak için ergenlik ve çocukluk dönemi reregresyonuna benzemektedir.
Maalesef eğitim sistemimiz, genel olarak travmatik bir temel üzerine bina edilmiştir. Bu anlatıma göre atalarımız Orta Asya’dan gelerek bu topraklarda yedi düvele hükmeden muhteşem bir imparatorluk kurmuş, ancak Orta Asya’dan beri ‘dış güçler’ içerideki hainleri de kışkırtarak bu son toprak parçasını da parçalamak istemektedirler. Kadim Osmanlı medeniyetimizi de bu harici ve dahili şer odakları yıkmışlardır.
Bu travmanın adı değişik toplum kesimlerinde farklı olmakla birlikte, sonuçta aynı korkuda buluşmaktadırlar. Bu korkunun sağ siyasette okuması ‘dış güçler’, sol siyasette ise emperyalizmdir.