Şu ana kadar yapılan bütün siyaset mühendisliği projelerinin bir tek somut sonucu var, Yeni Parti rüzgarının memleket sathında daha da güçlü bir şekilde eser hale gelmesi…
Gidişat gösteriyor ki bu operasyonlar hız kesmeden devam edecek. Çünkü AK Parti sandığın muhtemel sonuçları açısından hala kendisini güvende hissetmiyor.
Esas vahim olan, millet iradesini yok sayarak yapılan bütün bu operasyonların Türk siyasetini derin bir kriz sarmalına mahkum etmiş olmasıdır.
Bu çerçevede “ya transfer ya da hapis” şeklinde özetlenebilecek olan bu süreç, bir korku atmosferiyle daha da derinleştirilebilir, bunun önünde hiçbir engel yok.
Ancak bütün bunlar ekonomik krize ve adaletsizliklere çare olamayacağı gibi, AK Parti’nin millet nezdindeki itibar kaybını önlemeye de yetmeyecektir.
Elli yıla yakın gazetecilik tecrübesinden edindiğim bir gerçek var ki bugüne kadar ‘millet iradesi’ni yok sayan, millete tepeden bakan bütün siyasal iktidarlar eninde sonunda sandığın kestiği faturayı ödemek zorunda kalmışlardır.