Mehmet Günsür ve Hakan Kurşun: Rock bitmez çünkü sinirli olacak çok şey var!

MÜJDE YAZICI ERGİN

mujdeyazici@diken.com.tr

sanat@diken.com.tr

Oyuncu Mehmet Günsür ve müzisyen Hakan Kurşun, ‘What Eye See’ adlı şarkılarının videosunu geçen hafta yayınladı. ‘What Eye See’ esasen internet dizisi Kanaga’nın soundtrack’lerinden biri. İlklim değişikliğine dikkat çekilen şarkının videosunda diziden de görüntüler yer alıyor. “Müzik her zaman hayatımın içinde olacak” diyen Mehmet Günsür ve müzisyen Hakan Kurşun ile bu projeyi, rock müziği ve gelecek planlarını konuştuk.

İklim değişikliği odaklı ‘What Eye See’nin videosunu geçen hafta yayınladınız. Şarkının ve videonun oluşum sürecini anlatır mısınız?

MG: ‘What Eye See’; Caterina Mongio, Kaan Yüceil ve Tolga Yüceil ile beraber hem yaratıp hem prodüksiyonunu yaptığımız Kanaga web dizisinin müziklerinden. Klipte diziden de görüntüler kullandık. Kanaga aslında dünyayı kurtaranların hikayesi ve herkese ilham olmak istiyor. Bu yüzden klibimiz de aynı konseptte. Ayrıca Hakan’la 90’lardan bu yana tanışıyoruz, ortak bir şey yapma fikri bize çok tatlı geldi.

HK: Sanırım aşağı yukarı her sabah sevgili hocamız Ömer Madra ile güne başlamak insanın hayatında çok faydalı kalıcı etkiler yaratıyor. Mehmet ve Tolga Yüceil (yönetmen) konuyu belirlemişti. Sürekli aklımın bir köşesinde dolaştığı ve daha önce de bu konuyla ilgili müzikler hazırladığım için çabuk adapte oldum diyebilirim. Parçanın yapılış nedenlerinden biri olan Kanaga’da da bu konu işleniyor. 

Gelecek bizim kararlarımızla şekilleniyor. Anlık hazlar ve kişisel çıkarlar yeni nesillerin yaşam alanlarına ve ekolojiye kesinlikle zarar vermemeli.

Şarkı İngilizce ve Türkçe. Özel bir nedeni var mı? 

HK: Açıkçası bu şarkı içimizden geldiği şekilde oluştu. Söylediğim sözleri yazmak için aylarca düşündüm. Sonra bir gece bu sözler ortaya çıktı. Mehmet, Tolga ve Hasan ile paylaştım. Birlikte dinledik. Ardından şarkıyı yavaşça oluşturduk. Şarkının çift lisanlı olması içinde yaşadığımız çoklu görev olgusunu temsil ediyor.   

‘Müziğin iyisi metabolizmaya iyi gelir’

Şarkı anlattığı konunun altını çizerecek sertlikte, hard rock tarzında. Bu parçanın sound’u ve rock müziğin bugünki konumu hakkında neler söylersiniz?

MG: Kanaga’nın hedef kitlesi dünya izleyicisi, ayrıca dizide çok fazla dil kullanıyoruz. Türkçe, İngilizce, İtalyanca, Süryanice, Arapça gibi. Dizide bu şarkıyı, genç aktivistlerin, çevreci bir operasyon hazırlığı yaptıkları sırada duyuyoruz. Sahneden aldığımız ilhamla yazdık aslında şarkıyı.

Rock her devirde var olacak ve ona ihtiyaç hiç bitmeyecek olan bir tür. Çünkü her zaman protest ve sinirli olacak çok şey var.

HK: Parçanın sound’u sert, ciddi ve çekici. Genel tınıyı tasarlarken aldığım bir karardı. Hepimiz bu konuda son derece ciddiyiz. Bildiğiniz gibi rock müziğin muazzam dinamik bir yapısı vardır. Dört kişiyle yüzbinlerce kişiye, herhangi bir bilgisayar desteği olmadan, inanılmaz bir müzik deneyimi yaratabilirsiniz. Bu tip etkinlikler gelişmekte ve çoğalmakta. Daha büyük festivaller yapılıyor. Her ne kadar tüm dünyada müzik listeleri ‘gitarsız müziklerle’ dolu olsa da gerçek hayatta rock müzik konserleri ve festivaller sürekli yeni daha gelişmiş deneyimlere dönüşüyor. Müziğin özünde armonik yüksek gerilim ve anlık gevşemeler vardır. İyisi metabolizmaya iyi gelir.

Haziran ayı içinde bir de ‘Uyanma Vakti Geldi’ isimli ikinci bir parça yayınlamayı planlıyorsunuz. Bu parçanın içeriğinden bahseder misiniz? 

MG: Uyanma Vakti de Kanaga’da kullandığımız bir parça. Adından da anlaşılacağı üzere yine aynı temada olacak.

Bir oyuncu olarak siz nasıl tanımlıyorsunuz müzisyen tarafınızı?

MG: Müzik her zaman hayatımın içinde olacak. Eski müzisyen diye bir şeye inanmıyorum, her zaman müzisyen kalacağım. 

Peki müzik hayatınızın ne kadarını kaplıyor? 

MG: Müzik konusunda ‘nerd’ bir durumum var. Tür ayırmıyorum. Her an dinleyecek birşeyler bulabiliyorum. Müzik hayatın sountrack’i.

‘Dijitalleşme ultra kaos yaratacak’

Sadece ses kayıt konusu üzerine odaklanmış müzik sektörünün görsel ve işitsel müzik yapımı dönüşümüne nasıl uyum sağlaması gerektiğini incelediğinizi söylemiştiniz. Bu incelemeler sırasında nelerle karşılaştınız? 

HK: Ulaşılabilir müzik içeriği miktarı, çeşitliği ve tüketim hızı sürekli artıyor. Geleneksel müzik yapım yöntemleri sorunuzda belirttiğiniz şekilde öncelikli sadece işitsel bilgilerin tespit edilmesi üzerine tasarlanmış. Oluşan işitsel deneyim daha sonra sahneye veya görüntülere aktarılıyor ve görselleştiriliyor. Bunu yaparken gerçekçi, soyut ve hibrit yaklaşımlar kullanılıyor. Bu sıralı yapım sistematiği maliyetli ve zaman alıcı oluyor. 

Bu durumda müziğin üretildiği yerler nasıl bir dönüşüm içine girecek?

Bilişim sistemlerinin kapasiteleri, kamera sistemlerinin kalitesi de sürekli geliştiği için yeni tasarlanacak müzik stüdyolarının artık sadece ses kaydı yapan stüdyolar olmayacak. Bir nevi her müzik stüdyosu eski bir TV istasyonuna benzer, biraz daha gelişmiş bir yapıya sahip olacak. Önemli olan burada müziğin işitsel önceliğini koruyabilmek ve özel hayatları zedelemeyen görüntülü akışını sağlamak. Her stüdyo bir online kültür sanat canlı yayın merkezine dönüşecek. Ultra kaos diyelim.  

Önümüzdeki günler için plan ve projeleriniz nelerdir?

HK: Bu sene yeni bir albüm yayınlamayı planlıyorum. Bu sefer çok uzun bir stüdyo süreci olmayacak. Bu çalışma Almanca sözlü parçalarımı da içerecek. Adı ‘Multilingual’

Geçen hafta hazırladığımız ‘Statue of Mirrors’ da yayınlandı. Şu an kod adı ‘Micro Tribe’ olan Ingilizce sözlü bir alternatif rock projesi hazırlıyoruz.

Şubat ayında yayınladığımız Turgut Alp Bekoğlu’nun ‘Love Jazz’ albümünün ‘Broken Roof’ parçasına söz yazdım. Onun vokalli versiyonunu yayınlayacağız. Bazı deneysel müzik yayınlarımız olacak. Boş kalan zamanlarımda ise ‘Gelecekte Müzik Ticaret’ isimli bir kitap yazıyorum. ‘What Eye See’ videomuza ve yeni çalışmalarımıza da Kanaga YouTube kanalımızdan ulaşabilirsiniz.