Gezi Parkı eylemlerinde polisin attığı plastik merminin isabet etmesiyle görme yetisini kaybeden Volkan Kesanbilici hakkında yürütülen soruşturmada bilirkişi, dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler’in ‘Emniyet’te plastik mermi yok’ açıklamasının aksine, görme yetisinin plastik mermi yüzünden yitirildiğini tespit etti.
Kesanbilici, polisler hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunurken, İçişleri Bakanlığı’na da 100 bin TL manevi, 250 bin TL de maddi olmak üzere toplam 350 bin TL’lik tazminat davası açmıştı.
‘Biraz öldürücü’ FN-303

Cumhuriyet’ten Canan Coşkun’un haberine göre, savcılığın yürütülen soruşturmada bilirkişi raporu istediği Ulusal Kriminal Büro, Kesanbilici’nin ameliyatta gözünden çıkarılan parçaların FN-303 diye adlandırılan plastik mermi silahından çıktığını tespit etti.
Bu silahların ‘öldürücü olmayan’ değil, ‘biraz öldürücü’ olduğu belirtilen raporda, “Bu tür mermileri atan silahlar kod ‘FN’ şeklinde tanımlanmaktadır. Masum değildir. Diğer gaz fişeği ve benzeri mühimmat atan tüfeklerden yüzde 50 daha hızlı daha güçlüdür” denildi.
11 kg’lık balyoz darbesi kadar
Merminin olası etkilerine de değinilen raporda, “Bu mermi bir insanın yüzüne, cildine, gözüne yaklaşık 11 kilo ağırlıklı bir balyozla vurulmuş gibi şok etkisi yapar. Olgudaki Volkan Kesanbilici’nin gözünün olduğu bölge 11 kilogramlık bir balyoz darbesine maruz kalmıştır” ifadeleri yer aldı.
Personel ‘tespit edilemedi’

Bilirkişi, çevik kuvvetin özel tim mensuplarınca kullanılmakta olan bu silahların varlığının Emniyet tarafından reddedilmediğini de kaydederken, Emniyet’te 421 adet FN-303 savunma tüfeği fişeğinin kullanıldığına dikkat çekti.
Öte yandan raporda, Kesanbilici’ye doğru atışın yapıldığı akrep adındaki zırhlı aracın çevik kuvvet şube müdürlüğüne ait olmadığı öne sürülüp, araçlarda görev alan gazcı personelin de kim olduğunun tespit edilemediği yazıldı.
‘Gezi’den sonra kullanılmıyor’

Raporda yapılan şu değerlendirme de dikkat çekti: “Çok kuvvetle muhtemel, bu silahların Gezi olaylarındaki insanlara verdiği harabiyetin göz önüne alınmış olduğu ve Türk emniyetinde artık kullanılmadığı değerlendirilmektedir.”