Madenci yakınları anlattı: Gazın yüksek olduğu biliniyordu, 'Bir şey olmaz' dendi

Amasra’da maden ocağında meydana gelen ve 41 kişinin hayatını kaybettiği patlamanın üzerinden dört gün geçti.

Hayatını kaybeden üç madencinin BBC Türkçe’ye konuşan aileleri ölen yakınlarının birkaç haftadır kendilerine maden ocağındaki gaz seviyesinin yükseldiğini söylediklerini anlattı.

Fotoğraf: AA

Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesi’nde 14 Ekim’deki patlamada en az 41 işçi hayatını kaybetti. İlk belirlemelere göre facianın sebebi grizu (belirli konsantrasyonlara eriştiğinde patlayıcı hale gelebilen, zehirli bir gaz).

İşçileri kurtarma çalışmaları devam ederken Sayıştay’ın, söz konusu maden ocağındaki grizu patlaması riskine karşı 2017 ve 2019’da iki kez uyardığı ortaya çıkmıştı. Dahası, tesis daha 10 gün önce denetlenmiş.

Patlamanın ardından ilçeye giden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Bizim kader planına inanmış insanlarız, kader planına inandığımız için de bunun ne dünü ne bugünü ne de yarını hiçbir zaman olmayacaktır” demişti.

TMMOB Maden Mühendisleri Odası (MMO) ise 16 Ekim’de yaptığı basın açıklamasında, kazadan sonra yetkililerden bilgi ve belgeleri istediklerini ama yasak olduğu gerekçesiyle bunların kendileriyle paylaşılmadığını söyledi.

Grizu patlamasının sebebine dair ‘gaz izleme sistemi’ verilerine ulaşamadıklarını belirten Maden Mühendisleri Odası, “Metan sensörünün kritik seviyede uyarı verip vermediği, verdiyse ne çeşit önlemler alındığı, uyarı vermediyse nedenlerinin incelenmesi gerekmektedir” notunu düştü.

Bununla birlikte MMO, madenlerdeki grizu patlamalarının ‘önlenebilir’ nitelikte kazalar olduğunun altını çizerek “Madencilik bilim ve teknolojisi grizu patlamalarını önleyecek bilgi birikimine ve deneyimine sahiptir” dedi.

Ahatlar köyünde, hayatını kaybeden üç madenci Şaban Yıldırım, Okan Akgün ve Mehmet Bulut’un aileleri de ölen yakınlarının kendilerine birkaç haftadır madende gaz seviyesinin yükseldiğini söylediklerini anlattı.

BBC Türkçe’den Fundanur Öztürk’e konuşan aileler, madencilerin bu koşullarda çalışmaktan korktuklarını amirlerine ilettiğini ama “Maden ocağı zaten bakıma girecek, bir süreliğine ücretsiz izne ayrılacaksınız, o zamana kadar çalışın, bir şey olmaz” yanıtını aldıklarını iddia ediyor.

Mehmet Bulut’un babası Ali Bulut, oğlunun madenden kurtulmasını beklerken, orada çalışan bir başka madencinin kendisine, “Metan gazı seviyesi 2’ye gelmişti ama bizi hâlâ çalıştırıyorlardı” dediğini anlattı: “Zaten bir süredir ocakta metan gazının olduğunu söylüyorlardı çocuklar. ‘Arada bazı değerler yükseliyor’ diyorlardı. Ama mecbur olarak girip çalışıyorlardı.”

Patlamada hayatını kaybeden madenci Şaban Yıldırım 27 yaşındaydı ve eşi Sena Yıldırım ikiz bebeklere hamileydi.

Sena Yıldırım ve annesi de ölmeden bir hafta önce Yıldırım’la aralarında aynı diyaloğun geçtiğini anlatıyor.

Genel Maden İş Sendikası yetkilileriyse ‘işçilerin sendikaya böyle bir sorundan bahsetmediğini’ söyledi.

Türkiye Taşkömürü Kurumu’ysa iddialara karşı sessiz kaldı.