L. Doğan Tılıç: Kulüp, 'biz'in nasıl büyüleyici bir senfoniye dönüşebileceğini fark etmemizi sağlıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

… büyük beğeniyle izlediğim dizide birçok sahne içime işledi. Daha önce hiç dinlemediğim şarkıları, bu topraklarda konuşulduğu halde unutulmaya yüz tutan bir dilde (Ladino) dinleyerek mest oldum.

Kürdü, Ermeni’yi, Rum’u, Alevi’yi… “Biz”im hangimizi hedef tahtasına oturtmadık ki o stereotipik temsillerle? İşte o yüzden, birisi “biz”den birini sadece olduğu gibi resmettiğinde yeniden “biz”in filizleri açıyor içimizde.

Kürdü, Ermeni’yi, Rum’u, Yahudi’yi, Alevi’yi, Ezidi’yi, Hristiyan’ı, tam da oldukları halleriyle sevebileceğimizi ve birlikte “biz” olduğumuzda, işte asıl o zaman dünyanın kıskandığı bir ülke olabileceğimizi görüyoruz.

Kulüp’te kimilerimizin ilk kez duyduğu bir dilde dinlediğimiz şarkılar, her penceresinden farklı bir müzik yayılan “biz”in, farklı sesler susturulmadığında nasıl büyüleyici bir senfoniye dönüşebileceğini fark etmemizi sağlıyor.

Yeter ki çarpıtmadan, abartmadan, damgalamadan olduğu gibi anlatabilelim “biz”i birbirimize… Sadece bunu yapabildiğimizde, öyle güzel olacağız ki.

L. Doğan Tılıç’ın yazısı