CHP son dönemlerin en dinamik muhalefetini yapıyor, mitinglerle ‘söylemi’ en militan şekle taşıyor.
Ancak, onlar ‘eylem’ olarak tanımlasalar da mitingler, söylem aktarma araçları. Mitinglerin yoksula/emekliye seslenişi, seslenenin samimiyetini de kanıtlayan bir somut eylemle desteklenmedikçe iknaya yetmiyor.
Kararsızlar kitlesinin bu denli büyük oluşu ‘hayatın normal akışına ters’ midir bilemem, ama bunun bize özgü bir durum olmadığını söyleyebilirim. Ekonominin boğucu hale geldiği hemen her toplumda insanlar öfkelenir ama hemen muhalefete yönelmezler.
Mevcuttan memnun değillerdir ama alternatifin daha iyi olduğuna da ikna olmamışlardır. Hele de hoşnutsuzlukların ayyuka çıktığı ülkede otoriter bir rejim hâkimse… Her zaman öfkeden daha güçlü bir duygu olan korku, burada daha baskın hale gelir. “Daha beter oluruz” korkusu otoriterliğin baskısıyla perçinlenir.
Kararsız seçmen macera ya da heyecan aramaz, salt radikal söylemden etkilenmez. Cesarete eşlik eden bir sakinlik, öngörülebilirlik, ciddiyet ve söylem-eylem tutarlılığı arar.
Kararsızlar kitlesi partiler için hem fırsat hem de tehdit demektir, çünkü hızla yer değiştirebilirler.