Koray R. Yılmaz: 'Trumpizm', ne bir tarih kazası ne de basit bir popülist sapmadır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Eleştirilecek birçok yönü olmasına rağmen Jeffrey A. Winters’ın Oligarchy çalışmasından hareketle bakıldığında, Trump öncesi ABD düzeni ‘demokratik istisnacılık’tan ziyade, son derece istikrarlı bir sivil oligarşi örneği olarak belirir. Winters’ın temel katkısı, oligarşiyi bir rejim tipi değil, aşırı servet yoğunlaşmasının siyasal olarak savunulma biçimi olarak kavramsallaştırmasıdır. Bu çerçevede demokrasi, hukuk devleti ve kurumsal denge-denetleme mekanizmaları, zorunlu olarak halk egemenliğinin araçları değil; büyük ölçüde servet savunmasını risksiz, öngörülebilir ve düşük maliyetli kılan siyasal teknolojiler olarak işlev görür.

Winters’ın ifadesiyle, oligarşiler ideolojiye değil, riske tepki verir. Liberal hukuk düzeni artık serveti yeterince güvence altına alamadığında ya da yeni bir tür oligarşinin yükselişi söz konusu olduğunda otoriter araçlara yönelmek rasyonel bir tercihe dönüşür.

Bu nedenle Trump döneminde ABD’yi anlamak için sorulması gereken soru “Batı neden değerlerinden uzaklaşıyor?” değil, “Batı’nın değerleri hangi tarihsel koşullarda, kimin çıkarlarını güvence altına almak için işlev görüyordu?” sorusudur.

Bugün yaşanan çözülme, bu değerlerin terk edilmesinden ziyade, kapitalist hegemonya krizinde işlevlerini yitirmelerinin bir sonucudur.

Sonuç olarak ‘Trumpizm’, ne bir tarih kazası ne de basit bir popülist sapmadır. O, küresel kapitalizmin iktisadi, politik ve çevresel krizleriyle şekillenen yeni bir oligarşik yönetim biçiminin erken ifadesidir. Liberal demokrasinin normatif savunusu, bu yapısal gerçeği perdelediği sürece, yaşanan dönüşümü açıklamakta yetersiz kalacaktır.

Koray R. Yılmaz’ın yazısı