CENK MUTLUYAKALI
‘Türkiye’nin KKTC cumhurbaşkanlığı seçimine müdahalesi’, bu kez bir gazeteciye 10 yıl hapis istemiyle açılan dava dolayısıyla gündemde.
Kıbrıs Türk Basın Emekçileri Sendikası (BASIN-SEN) Başkanı Ali Kişmir’e, ‘KKTC Güvenlik Kuvvetleri’nin manevi şahsiyetini tahkir ve tezyif ettiği’ suçlamasıyla yargılanıyor. KKTC’de Askeri Suç ve Cezalar Yasası’nın 26’ncı maddesine göre bu suçu işleyenlere 10 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.
Doğrulandı
Kişmir dava konusu yazısında, Girne’de Beyaz Ev olarak adlandırılan asker denetimindeki binada Türkiye yetkilileri ile bir grup KKTC milletvekilinin katıldığı yemeği eleştirmiş, Beyaz Ev’den ‘genel ev’ olarak söz etmişti.
14 Ağustos 2020 tarihindeki buluşma, bizzat hazır bulunan KKTC milletvekilleri tarafından da doğrulanmıştı.
Neler konuşuldu?
KKTC’nin önceki cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, yemekte Türkiye’nin Lefkoşa büyükelçisinin yanısıra komutan ve MİT yetkililerinin bulunduğunu, vekillere şöyle dendiğini aktarmıştı: “Karşınızda Türkiye devleti var. Türkiye, cumhurbaşkanı olarak kesinlikle Ersin Tatar’ı istiyor, Akıncı’yı istemiyor. Türkiye için bu bir beka sorunudur. Siz de Tatar’ın seçilmesi için uğraşacaksınız.”
Yemeğe katılan isimlerden Faiz Sucuoğlu, şu an yeni kurulan UBP-DP-YDP hükümetinin başbakanı; Hasan Taçoy dışişleri, Ünal Üstel içişleri, Sunat Atun da maliye bakanı.
Akıncı, Beyaz Ev’deki toplantı sonrası büyükelçiyi makamına davet ederek protestosunu ilettiğini de belirtmişti.
Davaya tepkiler

Ali Kişmir hakkındaki dava adada tepkiye yol açtı.
Kıbrıs Türk Barolar Birliği, Kişmir’in avukatlığını üstlendi. Başkan Hasan Esendağlı, “Düşünce, fikir, söz ve yazılardan dolayı insanların ceza davalarıyla soruşturulması, çağdışı ve baskıcı rejimlerin uygulamasıdır” dedi.
Ana muhalefet, siyasiler, basın örgütleri de davaya itirazlarını dile getirdi.
Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ), Ali Kişmir‘e yöneltilen suçlamaların kaldırılması yönünde çağrı yaptı.
Akıncı da, “Asıl yargılanması gerekenler, tanıdıklarını iddia ettikleri ve sözde başkalarının da tanımasını istedikleri devlete her türlü antidemokratik yöntemlerle müdahale etmeyi kendilerinde hak görenlerdir” dedi.