Ne yazık ki Siyonist İsrail’in Filistin’de ve Lübnan yürüttüğü soykırım savaşının şiddeti arttıkça, uzaklardan gelen kibirli yorumlara da daha sık rastlıyoruz. Öyle ki burjuva-liberal zehre bulanmış sözler yer yer kendini ‘insan hakları savunucu’ olarak gören isimlerce de dile getirilebiliyor. Sorsanız ‘Filistin ve Lübnan halkının yanında olduklarını’ söyleyecek bu insanlar, henüz dumanı tüten bir enkazın üzerine çıkıp molozların altında kalan cansız bedenleri eleştirmeye girişiyor. Tabii eleştiri demek hafif kalır. Zira asıl yaptıkları, kendi başlarına yarattıkları ‘ideal’ kalıba bakarak hayatını kaybeden direnişçilerin anısına ve kavgasına değer biçmek. Aslında bakarsanız alışkın olduğumuz bir tutum bu. Sadece Filistin ya da Lübnan örneğinde de karşımıza çıkmıyor. Söz konusu Kürtler olduğu zaman da bu sefer şovenist kalemlerin benzeri bir direniş ekspertizliğine giriştiklerini görüyoruz.
Kibrin reddedilemez bir şekilde ortaya çıkışı, biraz da bu yorumların zamanlamasından ileri geliyor. Şöyle düşünelim: Şehirler, köyler sadece Tel Aviv ve onların dizginlerini ellerinde tutanlar istiyor diye saniyeler içerisinde birtakım tuşlar kullanılarak yok ediliyor. İnsanlar yarın ne olacağını, yaşayıp yaşamayacaklarını bilmeden günler, aylar, yıllar boyunca boğazlarında bir haklı öfke hissini taşıyorlar. Ama siz bu anın kendi parametrelerinizi, direnişçiler aleyhine sergilemek için doğru bir an olduğunu düşünüyorsunuz! Lübnanlıların, Filistinlilerin acıları tıpkı uzak-yakın bütün ezilen halklar ve ezilen sınıfların çektiği acılar gibi kanınızı dondurmuyor mu? Nasıl olur da siyonist-emperyalist kasaplık devam ederken ilk aklınıza gelen direnişçilerin sizle uyumunu sorgulamak olur?
Ne yazık ki kimileri kendi egolarını akan kandan daha değerli buluyor ve bireysel gerçeklerini, hayatın gerçekleri sanıyor. Onlar faunasını bizzat kendilerinin yarattığı bir akvaryumda yaşıyor ve herkesin bu su birikintisine ‘deniz’ demesini istiyorlar. Çünkü her şey kendileriyle ilgili olmak zorunda! Kitle iletişim araçlarında hız ve kalite, sandığımızdan çok daha az şey ifade ediyor. Piksel sayılarındaki artış, vahşet ve zorbalıkla gelen ölümü anlamlandırmaya yetmiyor. Burjuva-liberal kibri yenmek için bir takım teknolojik gelişmelerden çok daha fazlasına, bir devrin sonuna ihtiyaç var.