ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), ‘karanlık madde’nin ‘en net haritası’ çıkardıklarını duyurdu.

Bilim insanlarına göre gözlemlediğimiz evrenin sadece yüzde 5’i bildiğimiz, anladığımız madde ve enerjiyle dolu. Galaksilerin hareketleriyse evrende henüz göremediğimiz saptayamadığımız, bildiğimizden farklı bir madde ve enerji olduğunu gösteriyor.
Bilim insanlarının gözlemleri, evrenin yüzde 27’sinin ‘Karanlık madde’ yüzde 68’inin ‘Karanlık enerji’ olduğunu söylüyor. ‘Karanlık madde’nin varlığı ilk kez 1930’larda ortaya atılmış, ilk haritası NASA tarafından 2007’de yapılmıştı.
NASA’dan bilim insanları, James Webb Uzay Teleskobu’nun verilerini kullanarak ‘karanlık madde’nin, şimdiye kadarki en ayrıntılı ve yüksek çözünürlüklü haritalarından birini oluşturdu.
Nature Astronomy dergisindeki makaleye göre harita, ‘görünmez, hayaletimsi madde’nin yıldızları, galaksileri ve görebildiğimiz her şeyi oluşturan ‘normal’ maddeyle nasıl örtüşüp iç içe geçtiğini gösterdi.

Bilim insanları haritaya ilişkin şunları söyledi:
“Bu, Webb’le yaptığımız en büyük karanlık madde haritası ve diğer gözlemevleri tarafından yapılan herhangi bir karanlık madde haritasından iki kat daha keskin.
Karanlık madde daha önce ‘bulanık’ görülebiliyordu. Şimdi Webb’in ‘inanılmaz çözünürlüğü sayesinde’ evrenin görünmez iskeleti çok ayrıntılı şekilde ortaya çıktı.”
Makalede görüşlerine yer verilen Massey ve JPL astrofizikçisi Jason Rhodes’se şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu harita, karanlık madde olmasaydı galaksimizde yaşamın ortaya çıkmasını sağlayan unsurlara sahip olmayabileceğimize dair daha güçlü kanıtlar sunuyor.”
‘Karanlık madde’ hakkında
‘Karanlık madde’, 1930’lu yıllarda astronom Fritz Zwicky’nin uzak galaksilerin kütlelerine göre olması gerekenden daha hızlı döndüğünü fark etmesiyle ortaya çıktı.
Bilim insanları o zamandan beri ‘karanlık madde’ parçacıklarını arıyorlar fakat şu ana kadar yer tabanlı dedektörler, uzay tabanlı teleskoplar ve Cenevre yakınlarındaki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı gibi devasa makineler hiçbir sonuç vermedi.
‘Karanlık madde’ye dair birçok teori var. Onlardan biri zayıf etkileşimli kütleli parçacıklardan oluştuğu. Teoriye göre bu parçacıklar, atomların içinde bulunan protonlardan daha ağır fakat normal maddeyle neredeyse hiç etkileşime girmiyor. İki zayıf parçacık çarpıştığındaysa birbirlerini yok edip başka parçacıklar ve bir gama ışını patlaması açığa çıkarabiliyor.
Bilim insanları ayrıca evren yaratılmaya başladıktan sonra ‘karanlık madde’nin daha önce kümelenmeye başladığını ve ardından normal maddeyi çekerek, yıldızların ve galaksilerin oluşmaya başlaması için yeterli bölgeler yarattığını düşünüyor.