Karaman'a göre 'Evet' diyerek farzını yerine getiren halk, imanın irfanıyla hareket etmiş

 

Referandumdan önce ‘Evet’ oyu vermenin ‘farz’ olduğunu yazan Yeni Şafak yazarı Hayrettin Karaman, 16 Nisan’dan sonraki ilk yazısında da bu ısrarını sürdürdü.

Fotoğraf: DHA

AKP iktidarının ‘fetva’ tadında dini yorumlarına itibar ettiği bilinen Karaman, başkanlık sistemi referandumu öncesinde bir yazısında “Bizi hedefe yaklaştıracak olan bir adımı daha ‘Evet’ diyerek atmak, ‘farz olanı tamamlayan ve ona yaklaştıran her fiil farzdır’ kuralının çerçevesine dahildir” demişti.

Karaman’ın bu ifadeleri, laik kesimler kadar iktidara yakın kalemlerin de eleştirilerine neden olmuştu.

Anayasa değişikliği İslam’ın çoğalmasını kolaylaştırırmış

Karaman, yüzde 51.4 ile ‘Evet’ çıkan referandum sonrasında kaleme aldığı ilk yazısında da ‘farz ısrarı’nı sürdürdü.

Referandum sonuçlarının Türkiye’deki muhafazakar kesimin oranıyla alakalı olduğunu savunan Karaman, kendisini eleştirilerin hedefi haline getiren düşüncelerine şöyle giriş yaptı: “Din ile oy arasındaki ilişki üzerine şu açıklamalar yapılmıştı: ‘Hayır’ demek farzdır, ‘Evet’ demek haramdır. Oylamanın din ile bir alakası yoktur. Hayatımızda İslam’ın adım adım çoğalmasını ve tamamlanmasını istiyorsak -ki, bunu istemek farzdır- ve bu anayasa değişikliği de bu adımlardan birini teşkil edecek veya adımları kolaylaştıracaksa -farzı tamamlayan, farzın gerçekleşmesine vesile olan da farzdır kuralına göre- oylamada evet demek farz olur (Bu benim görüşümdür).”

İmanın verdiği sezgi ve irfanla

Halkın yüzde elliden fazlasının ‘Evet’ diyerek, ‘bu farzı yerine getirmiş olması’nın dindarlık oranları açısından önemli bir gelişme olduğunu öne süren Karaman, ‘Evet’ oyu vermenin de halkın büyük çoğunluğunun Müslüman olmasından gelen irfanlarıyla açıklanabileceğini yazdı.

Karaman, şu ifadeleri kullandı: “Her şeye rağmen halkımızın kahir çoğunluğunun kendini Müslüman bilmesi, kusurlarına rağmen imanını koruması, bu imanın verdiği sezgi ve irfan sayesinde bilgiçleri yanıltan sonuçlara imza atması şükretmemiz gereken bir vakıadır.”

Karaman, bunları yazmasına rağmen, yine de ‘Hayır’ diyenlerin de aynı orana dahil olduğunu savundu ve “Benim görüşüm, belli bir kuralın belli bir olaya uygulanması manasında bir yorumdur, bir içtihaddır. Bu yoruma katılmamak ‘farzdan, vacipten kaçmak’ manasına gelmez. Dini inancı gereği ‘Evet’ diyen de ‘Hayır’ diyen de bizim orana dahildir” dedi.

Özkök’e yanıt

Yeni Şafak yazarı, Hürriyet’ten Ertuğrul Özkök’e de ismini anmadan yanıt verdi.

Özkök’ün “Ne sen bana tahammül et, ne ben sana… Ne sen benim insafıma kal, ne ben senin… Biz yan yana kardeş kardeş yaşayalım. İnan laiğine de Müslümanına da, inançlısına da inançsızına da bu yakışır. Yani sana bunu söylemek farz oldu…” cümlelerini alıntılayan Karaman, şu cevabı verdi: “Keşke bu zat, yazmadan önce tenezzül edip referandum öncesinde yazdığım ‘İtidal’ başlıklı yazıyı ve bu mealde yüzlerce yazımı okumuş olsaydı! Son yazıda şunu demiştim: Kendilerine asla katılmadığım, bütün argümanlarını ya yanlış ya da yersiz ve zamansız bulduğum ‘Hayır’cılar da bu milletin parçası, bu ülkenin vatandaşlarıdır. Onlarla aynı sokaklarda, aynı binalarda, aynı toplu yerlerde bulunuyor ve yaşıyoruz. Birimizin veya bir grubun başına bir felaket gelse o siyasi ve ideolojik farkı düşünmeden yardıma koşmak; insan, vatandaş ve bir ülkede paydaş olarak elimizden gelen yardımı yapmak durumundayız ve bu böyle de olmaktadır. Ben ‘Evet’te hayır görüyorum, ancak referandum da gelir geçer, inşallah millet ve memleket için hayırlısı ne ise o olur, sonra bu ülkede farklı kesimlerin barış ve olabildiğince dayanışma içinde yaşamaya devam etme süreci avdet eder. Bu referandumun sonucu ne olursa olsun uzun vadede kazananlar; ahlak, hukuk ve itidali terk etmeyenler olacaktır.”