Kansu Yıldırım: Toplu gıda zehirlenmeleri halk sağlığı ve işçi sağlığı sorunlarının başında geliyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Binlerce işçiyi hastanelik eden toplu gıda zehirlenmeleri kamuoyunda vaka-ı adiye gibi algılanmasına karşılık ülkemizdeki halk sağlığı ve işçi sağlığı sorunlarının başında geliyor. Yemeklerden ötürü gerçekleşen toplu işçi zehirlenmeleri, özelleştirmelerden taşeronluk ilişkilerine, şirketlerin maliyet hesaplarından kamunun denetimsizliğine uzanan, sermaye birikim rejimi ile emek rejiminin kesiştiği çok katmanlı bir sorun.

Türkiye’de emek rejiminin yapısal özelliği, işçilerin hem istihdam koşulları hem ücretler hem de işçi sağlığı ve güvenliği açısından mutlak derece güvencesiz olması. Ağır ve tehlikeli işlerde çalışan işçilerin üretim sürecinde maruz kaldığı dışsal ve içsel faktörler, fizyolojik ve psikolojik baskılar güvencesizlik durumunu derinleştirmekle kalmaz, doğrudan yaşamlarını riske atmaktadır.

Sermaye birikim rejiminin yapısal özelliği ise, düşük katma değerli, düşük emek maliyetli, düşük teknolojili mal ve hizmet üretiminin uluslararası işbölümü doğrultusunda bölgesel olarak yapılanmasıdır. 

Kamu veya özel sektör toplu gıda zehirlenmelerinin arkasındaki neden ‘sağlıksız yemek’, ‘bayat yemek’, ‘tarihi geçmiş yemek’ değil, işyerinde ölü zamanı yok etmek amacıyla maliyet hesapları yaparak öğünlerin besin değerlerini düşüren, porsiyonları ve öğün sayıları azaltan, kamucu üretimi ve denetimi yük olarak gören, yemek hizmetlerini piyasaya açan sermaye mantığıdır.

Türkiye’de gıda fiyatlarının artışına paralel, öğünlerin maliyet hesabı daha niteliksiz, ucuz ve bayat malzeme kullanımının ötesinde ciddi bir sağlık riski teşkil etmektedir.

Kansu Yıldırım’ın yazısı