Yüksek enflasyonu yalnızca “kötü ekonomi yönetimi” ile açıklamak tam da bu nedenle yetersizdir. Yüksek enflasyonun yalnızca makroekonomik bir istikrarsızlık olmadığı, aynı zamanda gelir ve servet bölüşümünü sermaye lehine yeniden şekillendiren bir mekanizma olarak işlediğine ilişkin güçlü göstergeler vardır.
Yüksek enflasyon herkesi aynı şekilde etkilemez çünkü fiyatlar neredeyse her gün değişirken, ücretler çoğu zaman yılda bir kez veya sadece toplu sözleşme dönemlerinde artırılır. Bu nedenle enflasyon yükseldikçe çalışanların alım gücü erir. Buna karşılık birçok şirket artan maliyetleri fiyatlara yansıtabilir, hatta kimi zaman fiyatlarını maliyetlerden daha fazla artırarak kârını koruyabilir veya büyütebilir.
Elde edilen bu kazançlar zamanla gayrimenkule, borsaya ve diğer yatırımlara dönüşürken, ücretlilerin gelir kaybı derinleşir. Sonuçta yüksek enflasyon yalnızca fiyatları artıran bir ekonomik sorun değil, gelir ve servetin emekçilerden varlık sahiplerine doğru yeniden dağıtılmasını hızlandıran bir mekanizma haline gelir.
Bu dönemsel karşılaştırma, yüksek enflasyon dönemlerinin Türkiye’de gelir ve servetin üst gelir gruplarında daha hızlı yoğunlaştığı dönemlerle büyük ölçüde çakıştığını gösterir. Başka bir ifadeyle yüksek enflasyon, ücretlilerden varlık sahiplerine doğru gerçekleşen servet transferini hızlandıran bölüşüm mekanizmalarından biridir. Bu çerçevede yüksek enflasyon yalnızca parasal bir sorun değil, aynı zamanda sınıfsal bölüşüm mekanizmasının önemli bileşenlerinden biridir.