ABD Başkanı Trump gibi Türkiye ve Suriye Elçisi Tom Barrack da açık sözlü. Alışık olduğumuz gibi diplomatik bir dilin arkasına saklanma gereği duymuyorlar.
Trump ve Barrack gibilerin derdi İkinci Paylaşım Savaşı sonrası ortaya çıkan duruma itirazdır aslında. Dünya ABD, Rusya, Çin gibi emperyalist büyük devletler tarafından güçleri oranında paylaşılsın ve bunlar kendilerini bağladıkları ülkeleri istedikleri gibi sömürsünler. Petrollerine, doğal gazlarına, nadir toprak elementlerine, sularına, bütün zengin doğal kaynaklarına el koysunlar. O ülkelerin halklarını köle gibi çalıştırıp emeklerini sömürsünler.
Barrack adeta Türkiye’yi yönetiyormuşçasına “Hedefimiz eylül 2026’ da Heybeliada Ruhban Okulu’nu açmaktır” diyebiliyor. “Altı ay içinde S-400 sorunu çözülecek” diyor. Bundan sonra gazeteciler asgari ücretin kaç lira olacağını, emeklilerin zam oranının ne kadar olacağını Barrack’ a sorsunlar bence.
Barrack bize Osmanlı’yı öneriyor ama çoktan Osmanlı olmuşuz. Osmanlı’nın son yıllarında da İngiltere, Fransa gibi emperyalist devletler Barrack gibi konuşurdu. Alacaklarını direk tahsil etmek için vergi tahsilatında bulunurlardı. Vezirleri, elçileri tayin ederlerdi.