Tıpkı 2003’teki gibi… 1 Mart Tezkeresi’nin reddi Türkiye’yi Irak denkleminin dışına itmiş ve ABD’yi Ankara’nın güvenlik kaygılarına fiilen duyarsız hale getirmişti. Çünkü Ankara da ABD’nin güvenlik kaygılarına duyarsız olduğunu göstermişti. Her şey karşılıklı.
PKK’nın 2004’te yeniden silahlı eylemlere başlamasının ardındaki esas neden Türkiye’nin kendisini Irak denkleminin dışına itmiş olmasıydı… Şimdi Ankara’dakiler, 10 yıl sonra kendilerini bir kez daha benzer bir ikilemle karşı karşıya bulmuş ve 2003’te tezkerenin reddi sonucu içine düştükleri çaresizliği hatırlamış olmalılar.
Ankara ikileminin en yalın haliyle özeti şudur: Türkiye, ABD’nin İslam Devleti’nden kaynaklanan güvenlik kaygılarına karşı duyarsız kalır ise ABD de Ankara’dakilerin PKK’yla ilgili kaygılarına duyarsız kalacaktır. 2003’te başlayan süreçte böyle olmuştu. PKK, Irak’ın Kürt bölgesinden Türkiye’deki hedeflere saldırılar düzenlerken Türkiye ABD engeli ve duyarsızlığı yüzünden sınır ötesindeki PKK hedeflerine mukabelede bulunamıyordu.
2014’te ise “İD” terörizmine karşı bu bölgede en etkili biçimde savaşan yerel güç olduğunu göstermiş bulunan laik PKK, terörist örgütler listesinde olsa bile ABD’nin “reel müttefiki” durumundadır. Bu şartlar altında, PKK’nın bölgede güç kazanmasından korkan bir Ankara’nın, İD’ye karşı ABD’nin müttefiki olmayı reddetmek gibi bir lüksü bulunamaz.