Medya haberlerine göre, yakın zamanda, belki de gelecek yılda ‘temel vatandaşlık geliri’ başlığı altında bir ödeme sistemi devreye giriyor olabilir. Anlaşılan o ki, ekonomi yönetiminde yaşanan aksaklıkların AKP oylarını eritmesi karşısında böyle bir sistemin devreye alınmasıyla partinin beka sorununa çözüm üretilmeye çalışılmaktadır.
(…)
Temel vatandaşlık geliri tartışılırken, bu uygulamanın var olan sosyal güvenlik sistemine ek olarak mı, yoksa tüm sistemi ikame edici olarak mı uygulanacağı net değildir. Birinci durum kapitalist sistemde kaldırılabilir değildir. Bu koşulda, örtülü olarak var olan yaygın sosyal sistemin ikamesi olarak tasarlanan temel vatandaşlık geliri yoksulluğa çare olmayacağı gibi, yoksulluk düzeyini daha da yükseltebilir, zira böyle bir uygulamanın kaçınılmaz sonucu ya da sebebi tüm kamu hizmetlerinin piyasaya aktarılması olacaktır. Hal böyle olunca, teknolojinin gelişmesiyle giderek yükselecek yoksulluğun temel vatandaşlık geliri uygulaması ile karşılanması olası olamayacağından, olağanüstü ihtiyaç içine giren bir emekçi ya da vatandaş ya diğer vatandaşa yük olacak ya da köleleşerek her işi sadece boğaz tokluğuna yapmaya razı olacaktır.
Bu durumda şu sorulmalıdır: Var olan sosyal güvenlik sisteminin genişletilerek yaygınlaştırılması mı, yoksa temel vatandaşlık geliri sistemi mi sermaye üzerine göreli olarak daha az yük yıkar? Sermayenin hesabına göre, neoliberalizm ideolojisi çerçevesinde ikinci sistem daha avantajlı görünüyor. Ancak, bugünkü yüklerden kurtulmak ve tüm hizmetlerin piyasaya sürülmesi amacıyla sermayenin hesaplamadığı cehennem ileri bir zamanda bizzat sermayeyi yakabilir. Şöyle ki, temel vatandaşlık gelirinin devamlı yetersizliği, yoksullaşan kitlenin sermayeye karşı kalkışını şiddetlendirebilir. Buna rağmen, daima kısa vadeli getiriler peşinde koşan ve “Uzun dönemde hepimiz ölmüş olacağız” körlüğü ile hareket eden sermaye, bugün avantajlı konuma geçmeyi gelecekteki potansiyel mücadelelere yeğliyor gözükmektedir.
Tarihsel mücadelelerle tüm yetersizliğine rağmen, dantel gibi örülmüş olan mevcut sosyal güvenlik sistemlerini de çökertici temel vatandaşlık geliri önerisi neoliberal politikalar ailesinin mütemmim cüzüdür. Bu sistem, bireyin ürettiği üzerine mutlak tasarruf sahibi olması gerektiği görüşüne dayanan ekonomik demokrasi anlayışı ve çağdaş toplum anlayışı çerçevesinde kabul edilebilir değildir.
Kapitalist sistemi daha da koyulaştırmaya aday temel vatandaşlık geliri görüşü, kısa vadede umutlandırabileceği kitleleri sömürü, işsizlik ve sefalet çamuruna gömmeye adaydır. Mesele temel vatandaşlık geliri sistemini leh ve aleyhteki yanlarıyla tartışmak olmayıp, sermayenin merkezileştiği ve yoğunlaştığı bir dönemde, sermaye çevrelerinin insan emeği ve özgürlüğü üzerine ne tür programlar tasarlayabildiği bilincinin geliştirilmesidir.