ek adam siyasetinin Merkez Bankası üzerindeki baskısı yanında, biraz da iç ve dış ekonomik koşulların etkisiyle sert faiz indiriminin piyasalara yansıma etkisini anlamak için henüz erken. Beklentiler malum; toprağa gömülen paraların bir miktarını belki satışlarla tahsil etmek, yatırımları canlandırmak vs. Bunun anlamı mali açığın müteahhitten müşteriye transferi ve bankaların kârlarının yükseltilmesidir. Ama siyaset açısından bu süreç ancak kısa vadede görüntüyü kurtarmaya yetebilir. Zaten, “dava” her ne ise, onun dışında uzun vadeli-istikrarlı siyasete tanık olduk mu?…
Faiz politikası ekonomideki açığı kapatmaz, fakat açığın konumlanmasını bireyler ya da kurumlar arasında değiştirir ve yayar. Faiz indirimi tüketici kredilerine bir süre sonra yansıyor olacaktır. Bu aşamaya gelindiğinde tüketiciler geçmişte doyuramadıkları taleplerini karşılayabilmek için kredi alarak piyasaya girebilirler. Bu işlem, aynen konut alımında olduğu gibi, tüketiciyi borçlandırıp, piyasanın canlanmasına da yol açabilir. Canlanan piyasa devlete bir miktar vergi geliri sağlar, birikmiş stokların eritilmesine destek olur, vs.